|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Ekrem Eraslan
AkParti defteri kapanırken...
Her kesimin ittifak ettiği şekilde Akparti artık yolun sonuna geldi. Başbakan başta olmak üzere, parti üst yönetimi ve kadroları da bu gerçeğe teslim olmuş durumdalar. Gösterilen çabalar, toplumun bu gerçeği kanıksamadan, haksızlık algısının devam etmesini sürdürmeyi amaçlamaktadır. Savunma da dahil olmak üzere yapılan hiçbir şeyin partinin kapatılmasının önüne geçemeyeceğini genel bir kanaat halini almıştır. Bundan sonra bütün hesaplamalar takvimsel akış konusunda etkin olma çabası üzerine kurulu olacaktır.Zamanlama konusunda eşik noktası “ekonomik kriz” beklentileri üzerine tesis edilmektedir. Başbakan ve Akparti bu süreçte çok fazla çalkantıya mahal vermeden (Anayasa değişikliği bunun için yapılmayacak) bir an önce kapanma sürecinin tamamlanması (Ek savunma süresi bunun için istenmedi) için çaba sarf etmektedir. Akparti (ya da Başbakan) eylülden evvel bu sürecin tamamlanmasını arzu edip hedeflemektedir. Muhtemel bir ekonomik çalkantı için beklentilerin Eylül ayından itibaren doruk noktasına çıkacağını, yılbaşına kadar da kaçınılmaz olacağını düşünecek olursak bu aceleci tavrı anlamak mümkündür. Akparti’nin, elindeki enstrümanlarla süreci lehine çevirme çabasının, sadece Avrupa baskısını yoğunlaştırmak şeklinde ortaya çıktığını, hatta ABD desteğini açık ve ısrarlı bir şekilde sağlamaktan dahi uzak olduğunu dikkate alacak olursak, üstü kapalı bir ümitsizliği ve teslimiyeti görmek mümkündür. ABD, Akparti sonrasına yönelik olarak kendisini tarafsız bölgeye atarak Türkiye’de ve bölgede mevzi kaybetmemeyi hedeflemektedir. Kaçınılmaz olarak bütün bu bireysel ve kurumsal stratejiler, Akparti sonrasına yönelik olarak şekillenmektedir Akparti: Bütüncül bir stratejik yaklaşım söz konusu olmayıp bireysel veya gruplar şeklinde yaklaşımlar söz konusudur. Doğal olarak burada Başbakanın kişisel yaklaşımı en büyük öneme haizdir. Başbakan, geçmişte ekonomik krizin sebep olduğu Ecevit’in siyasetteki dramatik sonunu ve Erbakan’ın ev hapsi cezasını önünde canlı ve ürkütücü bir örnek olarak görmektedir. Gerek ekonomik çalkantılarla erimemek gerekse rejimin müdahaleleri ile sınırlanmamak için sahneden çekilişinde kahramanlık havasının olmasını tercih edecektir. Diğer yandan Başbakan , Anayasa Mahkemesi kapatma ve yasak kararına razı olmakla beraber, bunu açıkça ortaya koymak gibi bir şansı bulunmamaktadır. Yalnız bir takım işaretlerden bunu okumak mümkündür. Bunlardan birincisi, demokratik özgürlükçü sivil bir anayasa için adım atmayarak statükoya üstü kapalı bir topuk selamı vermektedir. Partisinde ise uzun dönem tek ve tartışmasız lider olmanın getirdiği bazı gerilimleri azaltmak, bozulan bazı diyalogları rehabilite etmek ve kendisinden sonra çıkacak tufanın etkisini azaltmak için meclis grubu ile bir nevi vedalaşma havasında görüşmektedir. Parti teşkilatlarının ve belediyelerin aktivasyonlarına itina ile katılarak parti alt kademeleriyle seçmenine yüksek demokrasi vurgusu yaparak vedasını gerçekleştirmektedir. Kısacası başbakan, demokrasi kahramanı, mağdur ve başarılı bir başbakan olarak siyaset sahnesinden çekilmek üzere vedalaşmaktadır. Muhtemelen de, “muhteşem dönüş” düşüncesini kafasından çıkarmadan bunları yapmaktadır. Abdullah GÜL ise Özal’ın kendisini seçen partinin kendi etkisinden sıyrılması ve muhalefete düşmesi ile yaşadığı zor durumu görmektedir.Kendisinin köşkte tartışılmadan ve yıpratılmadan göreve devam etmesinin ancak iktidardaki bir Akparti veya uzantısı ile mümkün olacağını bilmekte ve Akparti’nin savrulmaması için bir takım tedbirler almak ihtiyacı hissetmektedir. Bu çerçevede parti içinde etkin isimlerle bunu sağlamaya çalışması kaçınılmaz görünmektedir. Abdüllatif ŞENER ise Başbakanı kendisinin halefliği konusunda sonuna kadar zorlamayı hedeflemekte ve ona göre bir strateji yürütmektedir. Başbakanın kendisinden sonrası için tavrı belli olana kadar da bu stratejiyi devam ettirecektir. Kendisine destek veren çevrelerin, mevcut dengelerin yıkılmasında verdikleri desteğin yeni dengelerin tesisinde devam etmeyeceği endişesi ŞENER’i temkinli davranmaya itmektedir. Akparti’nin başına geçmek düşüncesinin yedeği, yeni bir parti kurmak olacaktır. Ancak kurulacak olan bu parti hükümet olmaktan ziyade mevcut hükümeti yıkacak bir parti olacaktır. Köksal TOPTAN, Cemil ÇİÇEK, Melih GÖKÇEK diye kalıp olarak sıralanan isimler ise gün ola harman ola stratejisi içerisinde konjönktürü takip etmektedirler. Yanlış bir adım atıp da sahnenin dışında kalma riskini göze alamadıklarından daha önce de yaptıkları gibi en son noktaya kadar beklemeyi tercih edeceklerdir. Milletvekilleri ise yavaş yavaş farklı taraflara doğru hareket ederek bu fırtınalı günlerin ertesinde sığınacakları bir güvenli liman arayacaklardır. CHP, yerinden memnun seçkinci bir anlayışla, devlet eliyle iktidar olmanın hayali içerisinde olanları izlemektedir. Terazinin diğer kefesindekilerden kendi hanesine geçen olmayacağını bildiği için statik halinde hiçbir değişiklik yapmayacaktır. MHP ise sürecin en kazançlı ve lider partisi olma imkanını görmüş ve 22 Temmuzdan bu yana süreci iyi değerlendirmiştir. İzlediği politikalarla dini duyarlılıkları ve milliyetçi yönü güçlü olan Akpartili seçmen için, Akparti olmadığı takdirde oy verilebilecek parti özelliğini kazanmayı başarmıştır. Tabi, burada tek istisna Akpartili Kürt seçmenlerdir. DTP ise kendisinin ve Akparti’nin kapatma davasını bir fırsata dönüştürerek daha liberal ve muhafazakar bir formatta yöre halkının karşısına çıkarak “Kürt Partisi” kimliğini kitleselleştirmek istemektedir. Ve muhtemelen bunu da parlamentoya barajı aşarak girmek suretiyle başaracaktır. Görünen o ki; Önümüzdeki bir yıl boyunca ciddi ekonomik,siyasi ve sosyal çalkantılar devam edecek ve Türkiye gelecek yaz yeni dengelerle yoluna devam edecektir. Gelecek yaz parlamentoda grubu bulunan dört-beş parti ve koalisyon hükümeti ihtimali oldukça güçlü görünmektedir. İlk grupta Akparti bakiyesi parti, MHP, CHP; ikinci grupta ise DTP bakiyesi parti ve iyi bir kurgu sağlanırsa (ancak Abdüllatif ŞENER’le ve eski tüfeklerden arındırılmış olarak mümkün) yeniden dizayn edilmiş merkez sağ-liberal bir parti parlamentoda temsil edilecektir. Bu durumda, 2009 yılına yeni kahramanlarla ve suçlularla girmemiz kaçınılmaz görünmektedir. Ve bunu takvimi en iyi şekilde kullananlar tespit edecektir. ekremeraslan@gmail.comBu makale toplam 5020 defa okunmuştur.
|
Döviz fiyatları güncelleniyor
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||