-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Demokratik Açılımları Yap(a)mayan İktidar Masum mu?

Siyasete ilişkin çok geniş ve farklı tanımlamalar yapmak mümkündür. Ancak, günümüzde yaşanan sorunlar dikkate alındığında siyaseti; halkın verdiği desteğin kıymetini bilmek, halkın iradesine güvenmek ve meşruiyeti halkta aramak şeklinde tanımlamak doğrudur. Siyasetin doğal sonucu olan iktidar ise milletin tercihleri doğrultusunda, doğru kadrolarla, ülkeyi iyi yönetmektir. Bu anlamda iyi yönetimin en baskın kriterinin; demokratik süreçlere saygılı olmak, şeffaflığı öncelemek ve özgürlükçü tutumları genişletmek olduğu söylenebilir.

Bu kısa tanımlama çerçevesinde; “AK Parti iktidarının, antidemokratik süreçler karşısında, iktidar olmaya uygun bir tutum sergileyip sergilemediğini” tartışmak gerekir. Çünkü AK Parti iktidarı da, yaşanılan bu sürecin tarafıdır.

Tartışılmasının gerektiğini düşündüğümüz konuyu anlayabilmek için iktidarın demokratik tutumlarına ilişkin soruları sormak gerekiyor. Bu sorulardan amaçlanan ise muhatabı yermek değil, yaşanılan süreçten ders almaktır.

2002 yılından bu yana, demokratik tutumların test edildiği süreçleri sorgulamak gerekirse;

Kuvvet komutanları, emekli paşalar, istihbarat örgütleri ile çalışan gazeteciler, tefeci işadamları ve asker üzerinden güç devşirmeye çalışan siyasetçiler, yıllık periyotlarla, darbe hazırlığı yaparken; Başbakan, bakanlar ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan bürokratlar nelerle meşguldü? Darbe hazırlığı içinde oldukları ortaya çıkan kişilere ilişkin ne tür yasal süreçler başlatıldı?

Kalpak takarak ülkeyi kurtaracaklarını düşünen ulusalcılar, terör saldırıları ve suikastlar için gençleri devşirirken, devşirilen gençlerin suikast planlamaları istihbarat raporlarına geçerken, suikastlar gerçekleştirilirken hükümet ve hükümetin atadığı bürokrasi ne tür önlemler almıştı?

Kamuoyunda tartışılan suikast raporlarında isimleri geçen emniyetçiler, “tehditlere” aracılık eden vali yardımcıları hala görevdeyse, yetkililerin sorumlu davrandığı söylenebilir mi? Bu tutum vatandaş nezdinde güven ve kuşku sorunu oluşturmaz mı?

Ülkeyi karıştırmak için silah üstüne yeminler edilirken ve “vatan kurtarıcı” suç örgütleri suikast krokileri hazırlarken, “ülkeyi kim yönetiyordu, ülkenin güvenliğinden kimler sorumluydu” diye sormak gerekmez mi?

Devlete ait askeri malzemelerle, devleti karıştırmak ve milleti parçalamak için cephanelikler oluşturulurken, siyasi iktidarın atadığı güvenlik bürokrasisi kimin peşindeydi acaba?

Dağlıca’da şehit edilen askerlerimizin kanları üzerinden, milletimizi bölecek, kışkırtmalar yapılırken, sürece müdahale edip inisiyatif alamayan, cenaze törenlerinde saldırılara maruz kalan bakan(lar)ın ülke yönetimine katkısının ne olabileceğini hiç sorguladık mı?

Şeffaflığı, hesap verebilirliği ve icranın tüm kararlarının yargıya açık olmasını savunurken, görevi olan iddianameyi hazırlayan bir savcıya, kendini savunma hakkı dahi vermeden, savcılık görevinden uzaklaştırmak hangi demokratik kriterlerle açıklanabiliyor?

Gerçek olduğu ispatlanan darbe günlüklerini gündeme taşıdığı için baskıya maruz kalan, dökümanlarına el konulan, mahkemeye verilen ve sonunda kapatılan Nokta Dergisi’ne reva görülen muamele yapılırken, siyasiler hangi işleri takip ediyordu? Dergi ve çalışanları berat ettikten sonra, bırakın “özür” dilemeyi, geçmiş olsun diyen oldu mu acaba?

1 Mayıs kutlamalarının Taksim’de yapılması durumunda, terör saldırıları olabileceğine ilişkin dosyalarca istihbarat raporu getiren bürokratlara, darbe hazırlılıkları ve diğer terör saldırıları konusunda neden bilgi getirmediklerini soran oldu mu acaba?

Evet, son altı yılda bunlara benzer, hukuk dışı ve ülkeyi sıkıntıya sokucu, onlarca eylem olurken ne tür tutumlar alındı, hangi yasal süreçler işletildi?

Tüm bu ve benzeri antidemokratik süreçlere karşı sergilenen “edilgen”, pasif ve “sürece teslim oluşu” izah edebilecek bir argümanın olduğunu söylemek oldukça güçtür. Halbuki, bu tür olumsuzlukların ilacı olan demokratik dönüşümü sağlayacak düzenlemeler için hem zaman hem de millet iradesi var(dı).

Bu ve benzeri antidemokratik süreçlere seyirci kalan, bürokrasi ve derin unsurlar ile iş tuttuklarını ima edenlere teslim olan iktidarın, bundan sonraki süreçlerde demokratik bir dönüşümü ve tutumu sergilemesi mümkün mü?

Demokrasinin tüm kuralları ile işlemesi, hukuk dışı oluşumları ortadan kaldırmak ve hesap verebilirliği gerçekleştirmek için ne yapmak gerekiyor? Beklenen ne?

Demokrasi dışı oluşumları giderecek tek ilacın tam demokrasi, Anayasa ve yasalardaki antidemokratik düzenlemeleri gidermek olduğu açıkken, bunu erteleyen gerekçe ne?

AK Parti, milletin heyecanla beklediği demokratik dönüşümü gerçekleştirecek mi, yoksa yine kapalı kapılar ardından bürokratik elit ile pazarlık yaparak anlaşmayı mı tercih edecek?

İşte, cevabını aradığımız sorular…

Elbette, AK Parti istediği tutumu ve yönetim biçimini sergilemekte özgürdür. Ancak, olup biten her şeyin ucu millet dokunuyorsa, bunları sormaya hakkımız var demektir.

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 2573 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1880, Satış 1.1980; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.8820, Satış 1.8980
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi