- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Ece Temelkuran
Hakkımdaki ‘resmi görüş’
“Milliyet gazetesinde Ece Temelkuran’ın Aralık 2007 tarihindeki yazı dizisini hatırlayın; terör yıllarını bir altın çağ olarak tasvir etmesini ve bağımsız ülke hayalinin yok olmasına Kürt ulusalcıları ile birlikte hayıflanmalarını, muhafazakârların ülke bütünlüğü için yaptıklarını İslamcılığın yükselişi olarak devlete şikâyet edişlerini hatırlayın.” Bu paragraf, dünkü Zaman gazetesinde yayımlandı. Mehmet Kamış, “Kuzu postu giymiş kurtlar” başlıklı yazısında benimle ilgili olarak böyle demiş. Orijinal olduğunu söyleyemem. Çünkü bu ‘tasvir’, Zaman gazetesinin hakkımdaki “resmi görüşü” haline geldi. Vıy vıy vıy... AKP’yi eleştiren herhangi bir ses duyunca, karnına basınca ağlayan bebekler gibi “Vay darbeci! Askeri ve bürokratik elitin ayrıcalıklarını korumak istiyor! Demokrasi karşıtı! Din düşmanı! Vıy vıy vıy...” diye nasıl konuşuyorlarsa, Ece Temelkuran deyince de bunu söylüyorlar. Mümtazer Türköne’nin başlattığı, Ekrem Dumanlı’nın devam ettirdiği, Fehmi Koru’nun yan tribünden katıldığı, hakkımda ‘muhafazakâr ve milliyetçi kesimin resmi görüşünü yaratma’ çabasının son ürünü de Mehmet Kamış’ın bu yazısı. Tuhaf bir biçimde de aynı sözcükleri kullanıyorlar. Bilmiyorum, belki de “Muhafazakâr Entelin El Kitabı” hazırlandı da benim ismimin yanında bu yazıyor. Fakat bu beyefendilere söyleyecek birkaç sözüm var. Pek hoşlarına gitmeyecek, doğal olarak. Birbirini üreten taraflar Biliyorlar mı acaba benim hakkımda kim onlarla aynı fikirde? PKK! Çünkü bu meşhur yazı dizisi yayımlandıktan sonra tam da Mümtazer Türköne benimle ilgili “PKK âşığı” manasına gelecek yazılar yazdığında PKK ya da örgütün bir kanadı da kendilerine yakın kaynaklardan bir açıklama yapıyordu: “Ece Temelkuran bir daha Diyarbakır’a gelmesin.” Demek doğru! Bu oyunu oynamayı çok seviyorsunuz. İki ayrı tarafsınız ama birbirinizin varlığının gerekçesisiniz. Hiçbir konuda anlaşamıyor gibi durup, bütün zıtlar gibi birbirinizi üretiyorsunuz. Birbirinize karşı gibi görünüyorsunuz ama bu oyuna katılmayan, oyunu bozacak gibi duran biri olunca hep birlikte bu kişinin ortadan kaldırılması için harekete geçiyorsunuz. Bir tarafta PKK, bir tarafta siz. Uğraştığınız ne? Tek başına konuşan genç bir kadın! Ama belli ki herkes bu kadar ayaklandığına göre Kürt meselesinde bir şeyleri doğru söylüyor... Söylemeye de devam edeceğim. Canınızı daha da sıkacağım. Çünkü siz, benim ve bu memleketin çok canını sıkıyorsunuz. ‘Tüh!’ Kürt meselesi ne merkezde? Kimse bilemiyor. Gerçek bu. Ben, malum yazı dizisinde “Bölgeyi İslamileştirecekler” dediğim için öfkelenenler, Fethullah Gülen o yazı dizisinden bir ay sonra İslamiyet ve bölge sorununun çözümü üzerine tam da dediğim gibi bir açıklama yapınca utanmadılar mı? “Bölgeye Fethullah’a yakın işadamları gönderecekler” dedim diye burnundan soluyanlar o işadamları gitmeye başlayınca hiç mi “Tüh! Yanlış yaptık” demediler? Tam da dediğim gibi oluyor her şey. Peki Kürt siyasi hareketi ne yapıyor? AKP ile Müslümanlık yarışına girdiklerini söylemiştim. Şimdi de yeni ve daha farklı bir boyutu deneniyor bu tür politikanın. Kürt siyaseti hareketi “melleleri” AKP’nin Sünni ve Türk imamlarına, hacılarına karşı “Kürt din adamları” olarak çıkarıyor. Bölgedeki aydın arkadaşlarımdan bazıları bundan rahatsız ama bazıları da “Bu AKP’nin gerici din merkezli politikası gibi değil” diyorlar. Göreceğiz. Taleplerden abdest suyu Bölgede kimse şiddet istemiyor. Doğru. Ama insanlar eşit, adil ve özgür yaşama taleplerinin hacılara-hocalara abdest suyu olmasını da istemiyorlar. İnsan haklarının din soslu hayırseverliğin nesnesi olmasını da istemiyorlar. İnsanlar, insan gibi yaşamak istiyorlar. Şiddetten bıkkınlıklarını, insanca yaşama taleplerinden vazgeçip hidayete ermek olarak algılayanlar yanılır. Tıpkı hakkımda resmi görüşler üretenlerin acınası yanılgısı gibi... milliyetBu makale toplam 628 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||