- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Güven Akıncı
Öncü Birliklerimiz Yanıyor!
Elli yıllık bir acı bu, ellli yıllık bir yangın… Harlandıkça canhıraş çığlıkların yükseldiği derin bir ateş. Yükselen her çığlıkla dikkatimizi daha bir çeken yangın... Her yangında, ardına düştüğümüz dünyalıklarımız kadar dahi ardına düşüp, hesabını soramadığımız yitiklerimiz. Suskunluğumuzdan güç vehmeden namert! Sustukça ertelenen hesaplaşmamız! Ateşle hayatımızı berkitebileceğini sanan zavallı güruh. Yazık! Sahi yok mu haykıranımız: “Ulan biz beş bin yıllık ateş közüyüz. Sizin yangınlarınız, ateşle arınan bedenlerimize ne yapabilir? Biz yangin yeri eşeleyicileri değil, bizzatihi ateşin kendiyiz! Dağı demir eriyiği haline getirip yollar aşıran bir destanımız var bizim! Ateşi bir arınma enstürümanı kılmış, bir milletiz aynı zamanda... Senin ateşin, Promete`nin göklerden çalıp, Zeus`a kafa tuttuğu ateşle aynı olamaz! Seninki natura isyan, mitolojiye utanç taşıyan modern zaman icadı! Ne yani senin çöplüklerde kendiliğinden tutuşan çerçöp tısıltına ateş diyeceksek, Promete`nin ne peki? Hz.Ibrahim`i yakmayan da, bir ateşti. Soylu bir ateş!. Işte o ateş bizim, biz o ateşiz!” Almanya: Yeni Yurt* Almanya ile işgücü konusunda ilk anlaşma 30 Ekim 1961 yılında imzalanmış. Buna göre aynı yıl içinde yaklaşık 7000 bin Türk vatandaşı Almanya`da işçi olmuş. 2.Cihan harbi sonrası işgücüne ihtiyaç duyan Almanya`nın bu gücü transfer etmek istediği ülkeler Ispanya ve Italya aslında. Ancak dönemin cunta yönetimi, kemalist tasarımın o zaman daha cok ihtiyac duyduğu modernleşme ameliyesini gerçekleştirmek için, Almanya`nın işgücü arayışını bir umut olarak gördü. Hemen tarihsel dostluğun bolca vurgulandığı girişimlerde bulunularak, Türkiye`den işgücü alınmasi fikrine Almanlar ikna edildi. Devletimizin gençlerimize istihdam yaratacak imkanı yoktu. Avrupa da çalışma imkanı gençlerimiz ve ülkemiz için iyi bir firsattı. Orada hem para kazanacak, hem bilgi ve görgülerini artıracak daha da önemlisi orada gördüklerini Anavatan a getirmek suretiyle ülkelerini modernleştireceklerdi. Bu fırsat(!) kaçmazdı! Zaten Anadolu da milyonlarca genç vardı. Güçlü kuvvetli, taşı sıksa suyunu çıkaracak bu mesleksiz kitle bir işe yarasındı. Hem devlet lütfedip, bir Avrupa projesinde ilk kez öncü görevi veriyordu onlara. Onlar Türk modernleşmesinin öncü birlikleri olacaktılar. Öyle ya, Avrupa görmek kaç kişiye nasip olmuştu o zamanlar. Ayrıca çok kalamazlardı gurbette, bilemedin iki yıl sonra tekrar vatanlarındaydı hepsi. Planlandığı gibi yürümedi işler, hem de en başında umulanın dışında gelişme oldu. Almanlar, Türk tarafının beklediği gibi mesleksiz, işsiz daha çok tarım işçisi diyeceğimiz köylü kesimden yapmadı işgücü seçimlerini. Anadolu kasabalarında, şehirlerinde eli işe yatkın, çoğu sanat lisesi mezunu veya çıraklıktan usta, takım taklavat kullanabilen zenaatkarlardı gözlerine kestirdikleri. Nitekim de öyle oldu. En ihtiyacımız olduğu zamanda elimizdeki teknik elemanların bir bölümünü Almanlara işçi verdik. Genel kanının aksine ilk giden nesil niteliksiz değil dönemin mütevazi şartlarında kendini yetiştirmiş ustalarımızdılar. (Çok azalmış olmalarına rağmen hala onlardan bir kaçına rastlarım Avrupa`da, çevrelerinde uyandırdıkları “usta” saygınlıklarına, hayran olurum) Bu gün evleri kundaklanıp diri diri yakılmak istenen bir neslin hikayesi böyle başlamıştı. 47 yıl önce start alan bir yürüyüşten bahsediyoruz. Dışardan bakıldığında güzel görünen, oysa acı ve hüzünle taşlarıyla döşenmiş bir uzun yol. Sert yamaçlarda düşe kalka yol alınan bir patika... Başbakan`ın Almanya Çıkışı! “Alamancı”, geçen onca gurbet yıllarından sonra ilk kez değişik bir ses duydu devletinden. Daha önce olmamıştı. 47 yılda hiçbir başkabakan gelip, “bizim için önemlisiniz, yanınızdayız”ı Alman devletini dahi şaşırtacak bir özgüvenle söylememişti. “Alamancı”, ilk kez bir büyük devletin ferdi olduğunu hissetti.Artık örselenilmeye müsade etmeyecekti. Başbakan Erdoğan`ın, Münih `de yapılan Dünya Güvenlik Toplantısı sonrası, Ludwigshafen`deki evi yakılan Türk vatandaşlarını ziyareti, ardından Köln`de 20 bin vatandaşımıza yaptığı konuşma beklenenden daha büyük ses getirmiştir. Bu çıkışın etkisi Alman medyasında satır aralarında kendini göstermektedir. Şimdiye kadar Türk muhataplarından edilgen bir tutum görmeye alışmış Almanlar, Başbakan Erdoğan`ın mesajını bir süre daha sindirme talimi yapacak gibi anlaşılan... * Bu başlığı Recep Karagöz`ün kitabından ödünç aldım. Aynı adla piyasaya çıkan kitap Türk vatandaşlarının Almanya serüveninin bir özetini sunuyor. Kitap son zamanlarda yayınladığı ilginç kitaplarla okuyucunun dikkatini çeken Fide Yayınları tarafından piyasaya sunulmuş. guvenakinci@hotmail.com Bu makale toplam 1513 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||