- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Ece Temelkuran
İslami Muz Politikası
"Gruba müdahalede bulunan polis, taş atan çocuklardan, yanlarına gelmelerini istedi. Çocuklara nasihatte bulunan Şehit Keskin Kaplan Karakolu Amiri Şevket Sönmez, 'Siz onlara uymayın. Evinize gidin. Yarın karakola gelin, sizlere ayakkabı dağıtacağız' dedi. Bunun üzerine bazı çocuklar, karakol amiri Sönmez'e 'Bize bilgisayar da alacak mısın?' diye sordu. Karakol Amiri Sönmez de çocuklara, 'Benim evimde bile bilgisayar yok. Size nasıl alayım?' dedi. Karakol amiri ile çocuklar arasında yaşanan samimi diyaloğun ardından, çocuklar göstericilerden ayrılarak sessizce dağıldı." Haberin altında bir de karakol amirinin Kürt çocuklarını öperken fotoğrafı var. Oxford'da Kürt meselesi Birkaç gün önce Oxford Üniversitesi'nde, Avrupa Çalışmaları Merkezi'nde Kürt meselesi üzerine bir konuşma yaptım. Konuşma Kürt siyasetinin 1999'dan beri geçirdiği değişim ve AKP'nin Kürt politikasıydı. Başlığı "İslami Muz Politikası" koydum. Adana'daki muz dağıtma olayını anlatıp AKP'nin Kürt meselesi konusunda yaptığının da buna benzediğini söyledim temel olarak: Bölgesel olarak Kürt-İslam sentezi üzerinden politika yapmak ama temelde yoksullukla iflahı kesilmiş halkı, AKP'nin desteklediği sivil toplum örgütlerini de kullanarak partinin seçmeni haline getirmek. Adana'daki polis sağ olsun, konuşmaya başlığı koyarken, bu ikili politikayı kavramsallaştırırken çok ilham verdi. Batman'daki "öpücük" olayından sonra "İslami Muz Politikası" başlığını "İslami Öpücük Politikası" olarak da değiştirmek mümkün tabii. Ölü çocuklar Taş atan çocukları muz ve ayakkabıyla sakinleştiren polisler muhakkak ki insani bir şey yapmak istediler. Onları eleştirecek değilim. Ama bu yöntem genişletilip siyasi bir partinin politikası olarak kurumsallaştırıldığı takdirde Kürt halkını dilenci durumuna düşürmek gibi son derece içler acısı bir tablo yaratabiliyor. Sonuçta Kürt çocukları polisten bilgisayar isteyen "arsızlar" durumuna düşürülüyor. Meclis'te politika yapmasına izin verilmeyen, PKK ile kendileriyle bayramlaşmayı bile kabul etmeyen siyasi partiler arasında sıkıştırılan Kürt siyaseti konuşamaz hale geliyor. Oysa, Cizre'de yine yıldönümü vesilesiyle gösteri yapan çocuklardan biri başına taş geldiği için öldü. Yahya Menekşe 12 yaşındaydı. Yahya, "Kürt sorununun rutin telefatı" olarak görülecek muhtemelen. Muhtemelen başörtülü kızlar kadar bile önemli olmayacak memleketimiz açısından. 'Şirketokrasi' Başörtüsüne dolanıp felç olan Türkiye politikası bu konudan başkasının konuşulmasına izin vermiyor kuşkusuz. Türkiye'nin diğer meselelerinin reytingi dramatik bir biçimde düştü. Zira meseleleri birer birer havaya atıp onlar yeniden kucağımıza düşene kadar gidip başka meselelerle uğraşıyoruz. Ama pek yakında birçok konuyla birlikte uğraşmak zorunda kalacağız. Tıpkı topları havada tutmaya çalışan cambazlar gibi. Bu "ateş toplarından" biri de yeniden Kürt meselesi olacak. ABD'nin yoğunlaşan Ankara trafiği bunu gösteriyor. Bu "ateş topu" yeniden kucağımıza düştüğü zaman da süreç bizi muz ve ayakkabıdan daha manalı bir politika geliştirmeye zorlayacak. Zira, Kürt meselesinde tarihin en ciddi kırılma noktalarından birine yaklaştığımızı meseleyi takip edenler biliyor. Meseleyi takip edenler yakında işlerin "bilgisayar politikasıyla" bile halledilmeyeceğinin farkında. Bana sorarsanız AKP'nin "şirketokrasi" politikasında yavaş yavaş sonun başlangıcına adım atmak üzereyiz. Ve Kürt meselesini yakıcı bir bahar bekliyor... ecetem@hotmail.com Bu makale toplam 553 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||