- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Dr. Kadir İnal
Özel hastaneler ücretsiz mi olacak?
Cumhuriyet tarihinin en radikal politikalarına imza atan mevcut hükümet, aldığı kararlar, attığı adımlarla sağlık camiasında birçok tartışmaya sebep olsa da nihayette yapılan değişiklikler ülkemizin sağlık hizmet sunum kalitesinde önemli yükseliş sağladığı için halkımız tarafından rağbet görmüş ve 22 Temmuz seçimlerine de yansımıştır. Vicdan sahibi kimsenin reddedemeyeceği birçok olumlu politikanın sahibi ve uygulayıcısı bu hükümetin sağlık politikaları ile ilgili olumlu ve eleştirel yorumlarımızı bizler de bu köşede yazmaya gayret ettik. Makalelerimizde olabildiğince objektif olmaya ve vicdanımızın sesini duyurmaya çalıştık. Bundan sonra da aynı yolda ilerlemeye devam edeceğiz. Mevcut hükümetin sağlık politikalarında iki temel husus dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki halk merkezli yaklaşım, ikincisi ise gelgitlerle dolu kararsızlık halidir. Gerçekten de geliştirilen politikaların birçoğu hekimler başta olmak üzere sağlık camiasının ilk etapta tepkisini çekse, yılların kazanımlarını bir çırpıda ellerinden alsa da; süreç içerisinde sağlık hizmetlerinde kalite artışı sağladığı, keyfi uygulamaları sınırlandırıp standartları yükselttiği için birçok kesimden olumlu not almıştır. Bazı uygulamalar, kimi bürokrat ve siyasetçilerin alanını sınırladığı, yıllarca serbestçe at koşturdukları kulvarları daralttığı için mezkur bürokrat ve siyasetçilerden eleştiriler aldı. Hasta karşısında kendilerini sınırsız hak sahibi hisseden bazı hekimler yeni uygulamalara karşı cephe aldı. Bazılarınca sağlık hizmetlerinin özel sektöre havale edilmek suretiyle özel sektöre rant sağlandığı iddia edildi. Çoğu klasik muhalefet örneği olan bu eleştiriler, özde daha iyiye ulaşma amaçlı olmadığı, ‘’muhalefet için muhalefet’’ niteliği taşıdığı için herhangi bir aksiseda bulmadı. Yürürlüğe konan uygulamaların çoğu ‘’halk merkezli’’ yaklaşımın ürünü olduğu ve halka daha kaliteli sağlık hizmeti olarak yansıdığı için bu tür eleştiriler halkta herhangi bir karşılık bulamadı. Hükümetin sağlık politikalarında beliren ‘’gelgit’’ ve ‘’kararsızlık’’ halinin nedenlerine indiğimizde; dünya bazında birebir ilham kaynağı olabilecek uygun örnekler bulunamaması rol oynuyorsa da, kanımca konunun tarafları ile yeterli istişarenin yapılmaması daha önemli rol oynamaktadır. Çok boyutlu ve çok aktörlü bir konuyu, tek boyutu ile ve tek tarafın hukukunu gözeterek ele aldığınızda varacağınız yerin çözüm değil çözümsüzlük olacağını herkes bilir. Herkesin bildiği yanlışlar nasıl olur da yapılır derseniz, kanaatimce bu sorunun yanıtı da ‘’populizm’’ hastalığıdır. Halkçılık ile populizm birbirinden tamamen farklı iki olgudur. İlkinde gerçek ve temiz duygular, inanç ve adanmışlık, ikincisinde ise sahtecilik, avlanma, bir verip bin alma arzusu temel güdüdür. Bu gözle değerlendirdiğimizde, mevcut hükümetin uygulamalarında her iki yaklaşımın da yer yer ilham kaynağı olduğunu görebiliriz. Hastane kapılarında sürünen insan manzaralarının ortadan kalkmasına neden olan uygulamaların tamamında temiz duygular, akıllıca değerlendirmeler ve taraflarla yapılan istişareler rol oynamıştır. Karpuz ithalatından söz edermiş gibi ‘’doktor ithalatı’’ kavramını ortaya atan, tüm hekim camiasını karşısına aldıktan sonra, pratikte karşılığı olmayan bu söylemin hiçbir getirisine ulaşamadan gerisin geriye dönen politikacılar, bu populist söylemden ne kar elde etti, merak ederim. 2008 Ocağında tüm ülkede aile hekimliği uygulamasına geçileceği söylentisini yayanlar, bugün neden suskun? Özel hastaneler ve tıp merkezleri ile anlaşarak, hizmet açığını kapatma yoluna giren hükümet, açtığı bu kapıdan kimlerin geçeceğini hesap edemedi mi? Bir yandan herhangi bir sınırlama getirmeden, standartları karşılayan her kuruluşla sözleşme imzalayan, özel sektörün sağlık yatırımlarını her vesileyle teşvik eden hükümet, sonuçta açılan hastane ve tıp merkezlerinin çalıştıracağı doktoru nerden bulacağını düşünmedi mi? Bir yandan özel yatırımları teşvik edip hem yatırımcıyı, hem özel sektörde çalışan hekimi ihya eden hükümet, aynı dönemde tam gün yasası çıkaracağını ve kamuda çalışanların muayenehanelerini kapatacağını ilan ederken, kamuda çalışmakta olan birçok hekimin özel sektöre geçeceğini nasıl düşünemez? Tamamen devlet bütçesi ile kurulan ve donatılan, çalıştırdığı personelin maaşı, birçok gider kalemi devlet hazinesinden karşılanan devlet hastaneleri ile yatırımını kendisi yapan, giderlerini elde ettiği hizmet gelirlerinden karşılayan ve kar etmesi gereken özel sağlık kuruluşlarını aynı kefeye koymak nasıl bir mantıktır? Bir yandan hizmet açığını kapatmak, halkı rahatlatmak için mal bulmuş mağribi gibi sarıldığı özel sağlık kuruluşlarını, diğer yandan alt edilmesi gereken düşman olarak görmek şizofrenik bir yaklaşımdır. Halihazırda sağlık hizmetlerinin %15’ini karşılayan, devletin açığını kapatmak ve çoğunlukla daha kaliteli hizmet sunmak suretiyle önemli bir görev üstlenen özel sağlık kuruluşlarına karşı hükümetin net bir duruş sergilemesi gerekir. Ya tamamen devletçi bir yol seçip halkın sağlık ihtiyacını devlet imkanları ile karşılama yolu seçilip, bunun gereği olarak mevcut hizmet olanaklarını %25 oranında arttıracak şekilde acil yatırımlar yapılmalı, inşa edilen hastaneler devreye girinceye kadar hizmet açığını yerli özel sağlık kuruluşlarıyla mı, hastane ve doktor ithal ederek mi(!) karşılayacağına karar vermelidir. Karar vermelidir ki özel sektör yatırım yapıp yapmayacağına, bugün itibarıyla devlete sağlık hizmeti satıp satmayacağına,doktorlar istifa edip etmeyeceğine karar verirken karşılarında devlet ciddiyeti ve kararlılığı bulabilsin, vatandaş bugüne kadar olumsuz örnekleri olsa da birçok sağlık sorununu çözmek için başvurduğu, kolayca ulaşabildiği özel sağlık kuruluşlarının sağlık kuruluşu mu, hırsızlık müessesesi mi olduğuna karar versin. Ne yazık ki ortada devletin yetersizliği, yetersizliğinin farkındalığı ve ne yapacağını bilememenin kararsızlığı içinde tutarsız ve çelişkilerle dolu politikalara imza atışı söz konusudur. Sektörün içinden olmayanların bilemeyeceği varsayımıyla son gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Halihazırda Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme imzalayan özel hastaneler ile özel tıp merkezleri muayene edilen her hasta ve yapılan her ameliyat için SGK’dan standart bir ücret almaktadır. Her muayene için bu ücret, hizmeti veren kuruluşun tipine ve branşa göre değişmek kaydıyla yaklaşık 25-30 YTL’dir. Bu ücrete her türlü tetkik dahildir. (Çok nadir istisnalar hariç). Özel sağlık kuruluşları devletten adlıkları bu bedel yanında hastadan da fark ücret alarak hizmetlerini sürdürmektedir. Muayeneden fark almayan kuruluşlar olsa da ( ki bunların hemen tamamı tahlil ve ameliyat için fark almaktadır), çoğu kuruluş hem muayeneden hem tetkik ve ameliyatlardan fark ücreti talep etmektedir. Bu fark ücret için halen devletin belirlediği bir standart olmadığı için her kuruluş kendi insiyatifiyle ücretlendirme yapmaktadır. Sosyal güvenliği olan insanlarımız, devlet hastanesine gittiğinde herhangi bir ücret ödemeden sağlık hizmetini alabilmekte, özel sağlık kuruluşuna gittiğinde ise fark ücreti ödemek kaydıyla hizmetten faydalanabilmektedir. İnsanları özel kuruluşa zorlayan olmadığı gibi, devlet hastanelerindeki hizmet kalitesi de eskisi kadar kötü olmadığı için devlet hastanesine giden vatandaşlarımız çoğunlukla önemli bir sorun yaşamadan ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Bir anlamda ‘’alan memnun veren memnun’’ halidir bu. Peki, hiç ücret vermeden aynı hizmeti, hatta daha iyisini almak istemez misiniz? Sizin yanıtınızı bilmiyorum ancak kendi adıma ben isterim. Gittiğim hastanede en iyi hizmeti ücretsiz alma yanında, market alışverişimi, giyim kuşam ihtiyacımı ücret ödemeden karşılamak, devletimin bana tahsis ettiği evde bilabedel oturmak ve devletimin verdiği aracın benzin deposunu devlet haznesinden doldurmak da isterim. Bunun yanında güvenliğimi sağlamak üzere devletin şahsıma ve aile üyelerime birer güvenlik görevlisi tahsis etmesi de talebimdir. Çocuklarımın en iyi özel okullarda ücretsiz okuması hakkını da unutmayalım. Devletimiz herhangi bir fark ücret ödetmeden bana her türlü sağlık hizmetini özel sağlık kuruluşlarından karşılama hakkını verdiği günün ertesi günü, ben şahsen yukarda paylaştığım taleplerimi içeren dilekçeyi meclise sunmak üzere Ankara’ya gideceğimi şimdiden ilan ediyorum. Mizah gibi gelse de durum kara mizahtır. Gittiğimiz bir restoranda, yan masadaki biri sizi işaret ederek, ‘’herkese abimden birer kebap, üstüne künefe, sona da türk kahvesi’’ diyerek, sizin kesenizden başkalarına ikramda bulunduğunu düşünün. Hükümetin yapmaya çalıştığı aynen böyle bir şey; başkasının kesesinden ağalık yapmak. Uzun zamandır gündemde tutulan, gerek Başbakanımızın, gerek Sağlık Bakanınımızın her fırsatta dillendirdiği, özel sağlık kuruluşlarının SKG’nın ödediği bedelin en fazla %20’si kadar fark ücret talep edebileceği şeklinde özetlenebilecek bu düzenleme gerçekleşirse ne olacak? Eğer ‘’ 5 YTL ödeyerek istediğim özel hastanede muayene olup her türlü tetkikimi yaptırabileceğim , 100 YTL ödeyerek her türlü ameliyatımı yaptıracağım’’ diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Hükümet de ‘’vatandaşıma özel hastanelerin kapılarını neredeyse ücretsiz olarak açmış olacağım’’ diye hesap ediyorsa yanılıyor. Çünkü başkasının kesesinden ağalık yapmak ne kadar uygulanabilir bir durumsa, özel sağlık kuruluşlarından 5 YTL fark ödeyerek hizmet almak da o kadar uygulanabilir bir durumdur. Hükümet her şeye rağmen ısrarcı olur ve bazı özel sağlık kuruluşları da bunu imzalarsa ortaya nelerin çıkacağını tahmin bile edemiyorum. Hizmetin gerektirdiği sayıda ve donanımda personel çalıştırarak, tanıya ulaşmak için gerektiği kadar tetkik yaparak, ameliyat gereken durumlarda gerekli kalite ve miktarda malzeme kullanarak, temizlik ve sterilizasyon için gerekli hassasiyeti göstererek bu hizmetlerin sürdürülebilirliği mümkün gözükmemektedir. Sözleşme imzalayan hastane yönetimleri her türlü gideri kısarak ayakta kalmaya ,en iyi ihtimalle kaliteden büyük oranda ödün vererek hizmeti sürdürmeye çalışacak, çok daha büyük ihtimalle ortaya vahim tablolar çıkacaktır. Olan yine vatandaşımıza olacaktır. Bugün itibarıyla imkanı olan insanlarımızın iyi-kötü sağlık sorunlarının çözümü için başvurduğu özel sağlık kuruluşları da ellerinden alınmış, yerine paçavraları bırakılmış olacaktır. Bu kumpasa girmeyi kabul etmeyerek devletle sözleşme imzalamayan özel sağlık kuruluşlarına ise vatandaşımızın ulaşabilirliği zorlaşacaktır. Devlet hastaneleri yine dolup taşacak, televizyonlar yine malum haberlerle süslenecektir. Yani her halukarda bugünden daha kötüsü bekliyor bizleri. O zaman neden yapıyor hükümet bu işleri? Tabi ki bizler için... Sağlık dolu günler dileğiyle, drkadirinal@yahoo.com Bu makale toplam 1725 defa okunmuştur.
|
Döviz fiyatları güncelleniyor
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||