- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Bülent Korucu
Güneydoğu'ya 'sivil' çözüm
Güneydoğu'da yaşanan ve kiminin Kürt, kiminin terör sorunu dediği meselenin halli için artık sivil çözüm konuşuluyor. Sivil çözümün hükümet eliyle ve kanunlar marifetiyle olacağını düşünenler yanılıyor. Evet, bunlar çözümün önemli parçaları, ama kesinlikle yeterli değil. Siyasi açılımlar çözümün önünü açar, süreci kolaylaştırır, çözüm yanlılarını cesaretlendirir. Gerçek sivil çözüm ise sivil toplumun adımlarıyla mümkün olabilir. PKK kendince bir sorun ve çözüm tanımı ile ortaya çıktı. Bu tanımı kabul ettirip etrafında toplanmayı sağlamak üzere öncelikle Kürt vatandaşlarımıza şiddet uyguladı. 12 Eylül uygulamaları ve bilhassa Diyarbakır Cezaevi, işlerini kolaylaştırdı. Şiddet sarmalı ülkemizin çeyrek asrının heba olmasına sebep oldu. Ekonomik faturası bir yana sosyal faturası ağır oldu. Şiddet sarmalından kurtuldukça sağduyu hâkim olmaya başladı. Son seçimlerde ortaya konan siyasi irade Kürt seçmenin alternatif arayışlarının önemli göstergesiydi. Geçtiğimiz hafta Diyarbakır'da patlatılan bomba tekrar şiddet sarmalını harekete geçirme girişimiydi. Örgüt, bir taraftan karşı şiddeti körüklemeye, tahrik etmeye çalışırken; öbür taraftan bölge halkını cezalandırmayı, sindirmeyi amaçlıyor. PKK'nın ve kadrolu halkla ilişkiler elemanlarının sahte gözyaşları aldatmasın. Olay yerini incelediğinizde terör örgütünün sivilleri de hedef aldığını çok net görüyorsunuz. Güvenlik güçlerinin çok kısa sürede failleri yakalaması büyük başarı. Bu başarının en önemli yansıması, psikolojik üstünlüğü ele geçirme ve sosyal çalkantılara fırsat vermeme diyebiliriz. Beşi çocuk altı kişiyi katleden bombanın en büyük zararı PKK'ya verdiğini söylemek abartı olmaz. Tam bu noktada hükümete ve iktidar partisine önemli görev düşüyor. PKK'nın yanlışlarından yararlanmakla yetinmemeli, projelerini açıklayıp hayata geçirmeye başlamalı. Hedefini, yerel seçimde DTP'nin kaleleri olan illerde kazanmakla sınırlı tutmamalı. Nihai çözüm için oluşan en uygun ortamı heder etmemeliyiz. Başlarken gerçek sivil çözümün sivil toplumun eliyle gerçekleşebileceğini kaydetmiştik. Bu açıdan da önemli mesafeler alınıyor. Kurban Bayramı'nda binlerce insanın bayramlaşmak üzere bölgeye akın etmesinin estirdiği yumuşak hava devam ediyor. Bölgeden yapılan iade-i ziyaretler sıcaklığın ara vermeden sürdüğü anlamına geliyor. Önceki gün de bir ilk yaşandı. Yaklaşık 800 işadamı Türkiye'nin dört yanından kalkarak Diyarbakır'a taziye ziyareti yaptı. Bir gazeteci olarak ziyareti gözlemleme imkânım oldu. Diyarbakır şaşkınlıkla karışık bir mutlulukla gönlünü açtı gelenlere. Vali Hüseyin Avni Mutlu ve Dicle Üniversitesi Rektörü Fikri Canoruç gibi resmî zevatın yanında çok sayıda işyeri ziyaret edildi. En son vefat eden gencin taziye evine gidildi. Dualar, Kur'an tilavetlerini samimi ifadeler tamamladı. 'Hiç böyle bir taziye görmemiştik' sözleri şaşkınlıktan çok memnuniyeti anlatıyordu. Vali Mutlu'nun katılıp açılış konuşmasını yaptığı bir toplantıyla 'sivil' çözüm önerileri de gündeme geldi. Söz alan işadamlarının değerlendirmeleri dikkat çekiciydi. Düşünerek ve süslenerek değil, hissedilerek söylenen sözler olduğu her hallerinden belliydi. Mesela "Bölgeyi artık sorun nitelemesiyle birlikte anmayalım. Ne Kürt, ne terör sorunu demeyelim. Yanında sorun kelimesi geçen bir yere yatırım da turist de gitmez." dedi İstanbul'dan gelen bir işadamı. Başkası onu şöyle tamamladı: "Terör yok burada. Olsaydı biz, yüzlerce insan buraya gelemezdik." Terörün rağmına işler yapan sivil toplum sadece sosyal kaynaşmayı sağlamıyor, aynı zamanda çözüm yanlılarının psikolojik üstünlüğü ele geçirmesine yardımcı oluyor. 'Birlikteyiz' ifadesinin yanına 'güçlüyüz' mesajı da ekleniyor. ZAMANBu makale toplam 468 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||