Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
17 Mayıs 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : ABD Doları (USD) 1.8160, Satış 1.8260 - Avro (EUR) 2.3100, Satış 2.3250
Suriye; Irak'tan, Bosna'dan farklı değil
Suriye; Irak'tan, Bosna'dan farklı değil
25 Haziran 2011 Cumartesi 15:15
İHH Yönetim Kurulu Üyesi Atalay, “Suriye’de yaşananlar, Gazze’de yaşananlardan, Bosna’da yaşananlardan, Çeçenistan’da yaşananlardan, Irak’ta yaşananlardan pek de farklı değil” dedi.

Ferhat Açıl - Özgün Duruş

16 Mart’tan bu yana gösterilerin devam ettiği Suriye’de, devlet başkanı Beşar Esad halkın özgürlük taleplerini kanla bastırmaya devam ediyor. İki ay sonra Şam Üniversitesinde 70 dakikalık konuşma yapan Esad, muhalifleri mikroba benzetti ve bunların temizleneceğini söyledi.

Esad’ın zulmümden kaçan yaklaşık 11 bin kişi ise Türkiye’ye sığınmış durumda. Esad, yaptığı konuşmada bunlara da seslenerek geri dön çağrısı yaptı. Ancak halk korku ve panik içerisinde. Geri döndüklerinde hapsedileceklerini veya öldürüleceklerini söylüyorlar. Suriye’de yaşanan son gelişmeleri İHH Yönetim Kurulu üyesi Osman Atalay’la konuştuk.

Suriye lideri Esad bir konuşma yaptı. Konuşmada gösterileri bir grup sabotajcının işi olduğunu söyledi. Ayrıca muhalifleri mikroplar olarak niteledi. Esad’ın bu sözleri ve genel anlamda konuşmasını nasıl değerlendirmek gerekir?

Suriye Lideri Beşşar Esad, 15 Mart tarihinde bir konuşma yapmıştı. Suriye halkı ve dünyanın merakla beklediği konuşmada, barışçıl gösteri yapanları “mikroplar” olarak adlandırmıştı.

Esad, 16 Nisan’daki ikinci konuşmasında ayaklananlara da “sabotajcılar” demişti. “Bunlar sabotajcı, bunlar dış dünyadan destek alıyorlar. İçlerine Filistinli gruplar var, selefiler var. Batının desteklediği ajanlar var” diyerek göstericileri suçlamıştı.

Esad’ın, 20 Haziran’da Şam Üniversitesi’nde yaptığı konuşma da tamamen bir hayal kırıklığı yarattı. Diğer konuşmaları gibi çok da farklı bir şey söylemedi. Bu konuşmasında da “Bu işleri yapanlar genellikle dış kaynaklı insanlardan etkilenen entelektüel radikal aydınlar” dedi. “İçerde ve dışarıda radikal aydınlar, hainler var” dedi. “Halk beni seviyor, bu kadar problemin olduğunu gerçekten bilmiyordum. Yurt dışında insanların rahatlıkla konsolosluğa gidemediğini bilmiyordum” dedi. Esad, konuşmasında 63 bin tane aranan silahlı kişinin olduğunu ve bunların bulunmadığını söylüyor. Aslında konuşmasının içerisinde pek de önemli bir şey yok.

Esad’ın konuşmasından birkaç saat sonra göstericiler, Esad’a verdikleri cevapta, “Suriye halkı için boş bir konuşma…” dediler.

Aynı şekilde bu konuşma Türkiye, İslam Dünyası ve Batı için de merakla beklenen bir konuşmaydı. Dünyada ve Türkiye’de yazarlar, analizciler Esad’ın bu konuşmasını “hayal kırıklığı” olarak gördüler.

BEKLENTİLERİN BOŞ OLDUĞU GÖRÜLDÜ

Türkiye’nin de Esad’tan ciddi beklentileri vardı. Ankara’nın bu beklentilerinin içerisinde şok reformlar, hatta Esad’ın kardeşi Mahir’in görevden uzaklaştırılması, özellikle katliama uğrayanların soruşturulmasıyla ilgili kararlar alınması beklentisi vardı. Ancak Ankara bu beklentilerin boş olduğunu gördü.

Ankara bu konuşmadan memnuniyetsizliğini Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ün kibar ve nazik bir diplomatik şekille ifade etti: “Yetmez ama evet!”

Suriye halkı da bu konuşmayı tamamen boş ve çok komik bir konuşma olarak değerlendirdi. Suriye’de halkın 11 yıldır reform beklentisi var. Ama 11 yılda hiçbir bir adım dahi atılmamış, bir mesafe kat edilmemiş.

Esad, 11 yıldır hiçbir şey yapmamış, 15 Mart’tan bu güne kadar 4 ayı bitiriyoruz. Özellikle 4 ay içerisinde Suriye halkını gerçekten inandıracak, karşı tarafa güven verebilecek bir şeyler söylenmemiş… Yani eylemde ve pratikte hiçbir şey yok. 4 ay içerisinde 3 konuşma var. Bu konuşmaların ardından olaylar çıkıyor ve insanlar ölüyor, cenazeler kalkmaya başlıyor. 4 ay içersine baktığımızda 1500’e yakın ölü var, 10 binlerce gözaltı var, 3 bin kayıp var. Türkiye sınırımızın karşı yakası ve Türkiye’de 30 bine yakın mülteci var. Lübnan’da ve Ürdün’deki mültecilerin yaklaşık 6 bin olduğu söyleniyor. Yani, 4 ay içerisinde böyle bir manzara var. Yakılan kasabalar var, köyler, terk edilen evler var… tam bir kaos ve bir iç savaş hali var.

Bugüne kadar yani 4 aydır muhalifler tarafından sadece barışçıl gösteriler yapılmış, kimse silaha başvurmamış, sadece Cisr el Şuur kasabasında, on gün önce yaklaşık 100’ün üstünde asker öldürüldü.

Şam yönetimi bu askerlerin “sabotajcılar” tarafından öldürüldüğünü açıkladı. Ancak bu öldürülenler, sivil halka silah kullanmayı reddettikleri için ordudan ayrılan askerlerdi. Bunlar ordudan ayrıldıkları için öldürüldüler.

REFORMLAR NEDEN ERTELENİYOR?

Esad’ın konuşması genelde kimseyi tatmin etmedi. Esad’ın acil reform yapmasının önündeki engeller nelerdir? Esad reformları neden erteliyor?

Bir kere Suriye halkı kesinlikle tatmin olmadı, dünya da tatmin olmadı. Avrupa ve Türkiye’de, Arap dünyasında bulunan Suriye halkı da tatmin olmadı. Beşar diyor ki, “ben yeni bir anayasa yapacağım.” Parlamento biliyorsunuz şu an kapalı, Ağustos ve Eylül’de parlamento açılacak yeni bir seçim yapılacak ve bu yeni seçimlerden sonra yeni bir “reform paketi”, yeni bir anayasa hazırlanacak, buradan yeni bir yol haritası çıkacak… Bu da beş, altı ayı bulur…

Biliyorsunuz Esad, aslında 4 aydır olayları bir türlü kontrol edemiyor. Zaten ülkeyi kontrol etmiş olsaydı ülkede gerçekten sükûnet olmuş olsaydı, Suriye’ye karartma uygulamazdı. Suriye’de bir medya karartması var. İnsanlar Suriye de ne olup bittiğini bilmiyor. Suriye’de kontrol Beşar Esad’da değil, kontrol Beşar Esad ailesinde yani ordu ve istihbarat birimlerinde. Mahir Esad ve diğer istihbarat birimlerine Beşar Esad söz geçiremiyor.

Suriye’de yaşanan kriz Beşar Esad’ı aşıyor, durum bunu gösteriyor. Beş-altı ay sonra da değişen bir şey olmayacak; tam tersine önümüzdeki 2-3 ay Suriye için çok daha riskli, çok daha tehlikeli bir sürece gireceğini gösteriyor. Çünkü gerek Türkiye topraklarında bulunan mülteciler, gerek sınırın öte tarafında bulunan insanlar asla ve asla ülkelerine dönmeyi düşünmüyorlar.

Suriye, gerçekten de medya savaşını çok profesyonelce çok başarılı bir şekilde yürütüyor. Çünkü Suriye’deki olayları Şam haberleriyle, Şam medyası tarafından dünyaya duyuruluyor. Onun haricindeki olaylar ve haberler cep telefonlarıyla ve kısıtlı imkânlarla dünyaya ulaştırılıyor. Türkiye de bile insanların kafası karıştırılıyor. Birkaç yazar var “Şam da aslında bir şey yok, ortam sakin vs.” diyerek bilgi kirliliği oluşturuyorlar, buna da çok dikkat etmek lazım.

Esad, konuşmasında Türkiye’ye sığınanları ülkeye geri çağırdı. Türkiye’ye sığınanlar da ülkeyi döndükleri zaman gözaltına alınacaklarını söylüyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz.

Mülteciler geri dönmek istemiyorlar ve bunu açıkça ifade ediyorlar. “Asla ve asla biz Beşar Esad a güvenip de; Suriye yönetimine, askerine, istihbaratına güvenip de oraya dönemeyiz” diyorlar.

TÜRKİYE ESAD’DAN MEMNUN DEĞİL

Türkiye’nin Suriye tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin Suriye tutumu başlangıçta reform noktasındaydı. Türkiye Beşar Esad’a bir şans verdi, bir tolerans gösterdi. Ancak Esad yaptığı konuşmalardan sonra, Türkiye’nin yaklaşımı Suriye halkı gibi çok da iyimser değil. Türkiye, Esad ve Suriye’nin içerisine düştüğü riskli durumu görünce çok dikkatli, çok hassas bir politika yürütüyor. Öyle tahmin ediyorum ki Türkiye de Esad’dan memnun değil. Esad’ın son açıklamalarından hiçbir siyasetçi, hiçbir insan hakları kurumu memnun değil. Türkiye’nin izlediği politika bölgenin konjonktürü ile de ilgili bir durum. Bölgenin yapısı biliyorsunuz, Suriye’nin dışında da içinde de çok farklı etkenler, risk unsurları var.

Suriye’nin de mezhepler, siyasi görüşler ve dini yapıları Lübnan’a benziyor. Çok dinli, çok mezhepli bir yapısı var. Müslümanlar, Nusayriler, Hıristiyanlar, Müslümanlar var. Bu etnik yapı gerçekten iç savaş çıkabilir endişesini doğuruyor ve aylardır böyle bir endişe var. Ülkenin dışında ise İran’ın, Ürdün’ün, Irak’ın, S.Arabistan’ın beklentileri var, onların farklı yaklaşımları var. Amerika, İsrail ve Batı da, Beşar Esad’ın çok da gitmesini istemiyor. Beşar Esad’ın reform yapması isteniyor. Batı’nın “acaba Libya gibi olur mu, acaba Irak gibi olur mu?” diye bir endişesi var.

O açıdan mesela Beşar Esad’ın yeğeni Rahmi Maruf’un geçtiğimiz ay “Suriye’nin istikrarı, İsrail in istikrarıdır” gibi çok ilginç bir açıklaması oldu. Yani “biz burada istikrar unsuruyuz, eğer biz gidersek burası çok farklı bir hale bürünür.” Diktatörlerin halka yaklaşımları birbirine benziyor. Kaddafi “böcekler” diyordu muhaliflere; Esad da “mikroplar,” diyor.

İsrail, Amerika ve Batı’nın Esad’ın gitmemesinden yana olduğunu söylediniz. Bu güçlerin Suriye’nin Irak veya Libya gibi olmasından korktuğunu belirttiniz. Bunları göz önüne alarak BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’ye bir yaptırım kararı almasını söz konusu olur mu? Medvedev’in de, “yaptırım kararına destek vermeyeceğiz” açıklaması vardı.

BM güvenlik konseyi bir türlü toplanamadı. Amerika, Fransa, Almanya ve birçok ülke kınama ve yaptırım kararının çıkmasını istiyordu. Böyle bir beklentileri vardı ama Rusya başta olmak üzere Çin, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler de BM’nin olası kararına karşı çekimser kalıyor, sıcak bakmıyorlar. Rusya bu konuda diretiyor. Libya’daki hava sahasının kullanılması sonucunda Libya’da oluşan olumsuz havayı bahane göstermekteler. Ama Libya’nın şartları, Libya’nın etnik yapısı ve içinde bulunduğu konum, kesinlikle Suriye’nin ne sosyolojik yapısıyla uyuşuyor, ne kültürel yapısıyla ne siyasi yapısıyla. Çok farklı bir pozisyon var burada. Suriye ile Libya’yı karıştırmamak lazım ama tabi “aman Suriye Libya gibi olmasın” diyerek de çocukların öldürülmesine, evlerin yakılmasına, insanların göçe zorlanmasına seyirci kalınmamalı; bu da gayri ahlakı bir tutum olur.

KATLİAMLARI ENGELLEYECEK İKİ ÜLKE VAR

Suriye de yaşananlar, Gazze de yaşananlardan, 1992-95 yıllarında Bosna’da yaşananlardan, 1994-98 arasında Çeçenistan da yaşananlardan, Irak ta yaşananlardan pek de farklı değil. Madem dış güçlerin bölgeye müdahalesi istenmiyor, o zaman bana göre İran ve Türkiye, Suriye’deki bu sorunu çözmek için ortak bir girişimde bulunmalıdır.

Suriye’de akan kanın durmasını, katliamların ve bu kaosun büyümesini engelleyecek iki ülke var: İran ve Türkiye… İran ve Türkiye bir araya gelirse, gerçekten de Suriye üzerinde ciddi bir ortak mutabakata varırsa, Beşar Esad ve muhalifleri bir araya getirerek sorunun çözümünü sağlayabilir.

Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin Ahmedinejad ile Erdoğa’nın, Esad’a baskı yapması durumunda olayların durabileceği yönünde bir çağrısı olmuştu.

Ama İran’ın Suriye tutumu sürekli eleştiriliyor. İran’ın Suriye tutumunu nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Her ne kadar Suriye’de nüfusun yüzde 70’i ağırlıklı olarak Sünni olsa da, Lübnan ve Filistin meselesinden dolayı, İran’ın Suriye yönetimine maddi manevi desteklerde bulunması dolayısıyla Sünni dünyasının çözüm için İran’dan bir beklentisi var.

Bu İran için de kolay bir şey değil. İran’ın yıllardır “Filistin davasına” odaklı bir siyaseti var. İsrail’e karşı mücadele veren bir Lübnan Hizbullah’ı var ve buna manevi ve politik desteği var. Şimdi burada İran iki arada bir derede kalıyor. İran için tarihi bir dönüm noktası… İran burada çok hassas, çok politik, çok dikkatli bir tavır ve strateji içerisinde bulunmak zorundadır. Suriyelilerin özellikle mültecilerin İran’a duygusal eleştiriler var. İnsanların canı yanıyor, evleri yanıyor, yakınları ölüyor, çocukları ölüyor, kardeşleri ölüyor… Ateşin içindeki Suriye halkı İran’dan daha olumlu bir duruş istiyor.

Ferhat Açıl

SURİYE’NİN GELECEĞİNİ SURİYE HALKI TAYİN EDER

Peki bundan sonra Suriye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Suriye’deki bir kargaşa, özellikle de iç savaş ortamı, çevresindeki tüm ülkeleri etkileyecektir. Siyaseten de Suudi Arabistan’ı etkileyecektir. Çünkü “Domino Etkisi” Suriye’den sonra Ürdün’ü ve Suudi Arabistan’ı daha ziyade sıkıştıracaktır. O açıdan Suudi Arabistan ve Suriye ilişkileri hiçbir zaman için iyi olmamıştır. Çok ilginç, Suudi Arabistan çok fazla bu işlere karışmıyor, hatta sessiz durmayı tercih ediyor.

Suriye’nin ve Beşar Esad’ın geleceğini Suriye halkının tayin edeceğine inanıyorum. Tabi, şu an dışarıdan Esad’a çok telkinler var. “Esad’ın kardeşi Mahir görevden uzaklaştırılsın, orada bazı unsurlar görevden el çektirilsin” gibi uyarılar. Ancak Beşar’ın başında bulunduğu bir Suriye’de demokratikleşme ya da ılımlı bir geçiş süreci yaşansın fikri de ağırlık basıyor.

Türkiye de, İran da, Batı da hatta Suudi Arabistan bu konuda hem fikir, çok ilginç ama hesaba katılmayan bir şey var. Suriye halkı artık Beşar Esad’la bu işin olacağına inanmıyor. İki ay öncesine kadar Beşşar Esad seçim kararı alsaydı, “Müslüman Kardeşler”e ve sürgündeki siyasi suçlulara af çıkarmış olsaydı, orada özgür bir seçimler için bir takvim bir ajanda belirlemiş olsaydı, mahkûmların serbest bırakılması gibi düzenlemeleri yapsaydı, Esad’ın şansı vardı. Yeni kurulacak Suriye’de hükümette olma, seçilme şansı vardı. Suriye halkı 2 ay öncesine kadar Esad’a “reform yap” çağırısında bulunurken, şimdi artık “Esad git” diyor. Suriye’de gelinen noktada bunu görüyoruz.

Rainwalker Exclusive Collection 1540 Güneş Gözlüğü 50 TL Yerine 29,90 TL
Rainwalker Exclusive Collection 1538 Güneş Gözlüğü 50 TL Yerine 29,90 TL
Rainwalker Exclusive Collection 1528 Güneş Gözlüğü 50 TL Yerine 29,90 TL
Rainwalker Exclusive Collection 1527 Güneş Gözlüğü 50 TL Yerine 29,90 TL
Rainwalker Exclusive Collection 1509 Güneş Gözlüğü 50 TL Yerine 29,90 TL
Rainwalker Exclusive Collection 1508 Güneş Gözlüğü 50 TL Yerine 29,90 TL
Rainwalker Exclusive Collection 1507 Güneş Gözlüğü 50 TL Yerine 29,90 TL

Bu haber 1,416 kez okundu.

YORUM YAZ
BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
Fenerbahçe'ye sürpriz teklif: Beni alın07 Ocak 2012 11:35
CSKA Moskova’da forma giyen Brezilyalı Vagner Love, menajerleri aracılığıyla haber göndererek, ”F.Bahçe’de oynamak isterim” dedi
Quaresma: Bu maç kolay olmayacak28 Eylül 2011 22:45
Beşiktaş'ın Portekizli yıldızı Quaresma Stoke City maçının kolay olmayacağının bilincinde olduklarını dile getirdi.
Türkmen, Aziz Yıldırım'ın yerine aday oldu10 Eylül 2011 16:20
Süper Lig'in yeni ekibi Orduspor'un başkanı Nedim Türkmen, Kulüpler Birliği Başkanlığı'na aday olduğunu açıkladı.
Suriye; Irak'tan, Bosna'dan farklı değil25 Haziran 2011 15:15
İHH Yönetim Kurulu Üyesi Atalay, “Suriye’de yaşananlar, Gazze’de yaşananlardan, Bosna’da yaşananlardan, Çeçenistan’da yaşananlardan, Irak’ta yaşananlardan pek de farklı değil” dedi.
ATC Başkanı Richard Armitage21 Ekim 2010 12:41
ATC Başkanı Richard Armitage: "Eski edilgen Türkiye'yi özleyenler, yeni Türkiye'den korkuyorlar"
Litvanya çeyrek finalde07 Eylül 2010 22:12
Ülkemizde yapılan 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda 2. tur maçında Çin'i 78-67 mağlup eden Litvanya, çeyrek finale adını yazdırdı..
Kemalistler Nutuk'u sansürledi19 Nisan 2009 08:28
Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cemil Koçak, 'ezber bozan' bir tarihçi. Erken cumhuriyet dönemi siyasi tarihi, önde gelen uzmanlık alanı.
Başarısız Olan Atatürk'e Sarılıyor08 Ağustos 2008 15:24
İTÜ'ye rektör olarak atanan Prof. Dr. Muhammed Şahin eleştirileri değerlendirdi: Bazı yöneticiler, başarısızlıklarını örtmek için Atatürk ve cumhuriyete sarılıyor.
Ve Taraf'ın patronu konuştu21 Temmuz 2008 20:34
Türkiye'nin en çok merak edilen patronu,Taraf gazetesi ve Alkım Yayınları'nın sahibi iki kardeşten Başar Arslan tüm sorulara cevap verdi...
'Bu hükümet ABD'ye ram olmaz!'10 Temmuz 2008 23:41
Zaman gazetesinde dış politika konusunda yazılar yazan Fikret Ertan'la Erdoğan'ın süpriz olmayan süpriz Irak ziyaretini konuştuk. Erdoğan'ın önce 'gideceğim' deyip sonra gitmeme kararı almasına rağmen tekrardan fikir değiştirmesine neyin sebep olduğunu sorduk
Kanadoğlu: AKP yol ayrımında...10 Ocak 2008 17:17
367'nin mimarı Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bu kez, 'AKP yeni anayasa yapamaz' iddiasıyla gündemde. "AKP'nin bir yol ayrımında olduğunu" söyleyen Kanadoğlu, "Tehdit etmiyorum, sadece uyarıyorum" diyor.
Gözde doğrular ve yanlışlar07 Eylül 2007 10:52
Göze çayla pansuman yapmak doğru mu?, Çok okumak, çok çalışmak gözü bozar mı?... İşte yanıtlar
Ufuk Uras: Sol kendine yeni geliyor30 Temmuz 2007 11:37
Solda tüm kesimleri bir araya getirecek bir oluşum peşinde olan Ufuk Uras, "Solun bir başka talihsizliği 12 Eylül’dür. Öyle bir kazıdılar ki, daha yeni yeni kendimize geliyoruz" dedi.
AKP'den milletvekili olmak isterim!28 Temmuz 2007 21:44
CHP'li manken Tuğba Özay'dan ilginç açıklamalar... Özay bu kez kazanandan yana... Bir sonraki dönemde milletvekili olmak istediğini söyleyen Özay "AKP'yi kendime yakın buluyorum" dedi. İşte o röportaj...
Seçim sonucuna Batı'dan 2 ilginç yorum23 Temmuz 2007 21:55
Türkiye siyasetini yakından izleyen yorumcular bugünkü tabloyu nasıl değerlendiriyor? İşte 2 farklı değerlendirme...
Dört yılda 18 filme beste yaptı22 Temmuz 2007 10:49
Beş yaşında konservatuvara giren Pınar Toprak, yaptığı film müzikleriyle ülkemizi yurtdışında başarıyla temsil eden bir besteci... En son, bu hafta vizyona giren 'Fall Down Dead/Dehşet Gecesi' filminin müziklerini yapan Toprak, bugüne kadar pek çok önemli projede yer aldı
Seçmen beni Sezer’in oğlu diye tanıyor17 Temmuz 2007 17:18
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in damadı Mustafa Kemal Kısacıkoğlu, CHP’nin milletvekili adaylarından. Kendini ‘Sezer’in damadı’ olarak tanıtmıyor; ama bazı seçmenler onu Cumhurbaşkanı’nın oğlu olarak görüyor.
Sandıktaki halk emridir17 Temmuz 2007 11:27
‘Sandığın içindeki tehlike’ kampanyasını yanlış bulan Tarhan Erdem, ‘Sandıktan ne çıkarsa meşru, saygıdeğer ve doğrudur. Çünkü halkın emridir’ diyor. Erdem’in CHP-MHP koalisyon yorumu da şöyle: ‘Koruk duayla üzüm olmaz’.
‘En şanslısı MHP ’17 Temmuz 2007 09:44
Bülent Tanla, bu seçimlerde en büyük atağı yapacak partinin MHP olacağını söylüyor
CHP'nin dayatmacılığı tehlikeli bir oyun16 Temmuz 2007 18:14
Prof.Dr.Ali Yaşar Sarıbay:“CHP liderinin demokrasi endişesi samimi değil. Merkeze en fazla oynayan parti CHP'dir. Merkez stratejisine hizmet edecek, yolu açabilecek çatışmalar-çekişmeler formüle ediliyor. 50'den gelen rahatsızlıklar henüz çözülmedi, nihai hesaplaşma hâlâ olmadı” diyor
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
"Yargıya artık Kemalistler giremez"
Doç. Dr. Osman Can: 'Önceden Yargıtay'da Danıştay'da hep Kemalistler çoğunlukta olduğu için sadece Kemalistler geliyordu; şimdi işler tersine döndü"
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı