Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
10 Şubat 2012, Cuma
 DÖVİZ KURLARI : 
İlginç teklif: 12'ye düşürülsün
İlginç teklif: 12'ye düşürülsün
9 Şubat 2010 Salı 11:06
Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Osman Can bir gazeteye verdiği röportajda oy verme yaşı ile ilgili ilginç bir teklifde bulundu

Eğer oy kullanma yaşı 18'lerden 12'lere indirilirse, politikacılar çocuklara göre de politikalar üretir. Belki bunu konuşmak için erken ama dünyanın buna ihtiyacı var...

Yeni anayasa nasıl olmalı?

Bir kere yeni kuşağın dinamik temsilcileri hazırlamalı anayasayı. Dün de vurguladığımız gibi 'Hatıralardan başka tüketecek bir şeyi olmayanlar' değil...

Yaş sınırı getirilmeli mi peki?

Elbette ki üst yaş sınırı olmaz ama bir temel kabul olarak bunu ortaya koymamız lazım. Daha da önemlisi aslında çocukların da oy kullanması lazım. Çünkü gelecek onlara ait. Biz Demokrat Yargı olarak temel sorunlara ilişkin kamuoyu oluşturduktan sonra çocuklara oy hakkı sağlanması gerektiği konusuna da eğilmeyi düşünüyoruz.

Peki sizce kaç yaşındaki çocuklar oy kullanabilmeli?

Buluğ çağına göre bir yaş sınırı çizilebilir. 21'den, 18'den, 12'lere kadar çekilebilmesi gerekir oy kullanma yaşının... Yani doğru ile yanlış arasında ayrım yapabildiği andan itibaren, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi kavramaya başladığı andan itibaren, kısacası çevreden etkilenmeye başladığı andan itibaren milletvekili seçiminde de oy kullanabilmesi lazım çocukların. O zaman her siyasi parti onlardan oy alacağını düşünerek hareket edecek ve onların duyarlılıklarını dikkate alan politikalar üretecektir.

Çok güzel olur ama bunu tartışmak için erken galiba...

Evet. Erken olduğu düşünülebilir ama dünyanın buna ihtiyacı var. Çünkü dünyanın gelecek sorunu var, çevre sorunu var. Yeşil olan ne varsa, doğal olan ne varsa tükeniyor, hayvan türleri yok oluyor, hava kirleniyor... Kapitalist ekonomik yapının kâr maksimizasyonu ekseninde yürüttüğü politikaların bedeli ağır olabiliyor. Her bir yetki kullanımı gelecek kuşaklara karşı sorumluluk içinde kullanılmalı diyorsak, bunun üzerinde düşünmemiz gerekir.

İyi ama eğitim düzeyinin düşük olduğu bizim gibi ülkelerde çocuklara verilecek bu hak kötüye kullanılmaz mı?

Tüm hakların kötüye kullanılması imkanı daima vardır. Tabii ki şu an itibariyle bunu tartışmanın merkezine koymayabiliriz ancak kötüye kullanımı engelleyecek mutlaka bir yol bulunur.

Peki anayasaya geçersek... Yeni anayasanın olmazsa olmazları neler olmalı?

Anayasada iki temel ilke olmalı. Bir, insan onuru bir değer olarak mutlak surette korunmalı. İki, bunun böyle olmasını sağlayacak siyasal bir yapı meydana getirilmeli. Yani insan onurunu hem koruyacak hem ona saygı gösterecek hem de onun yaşama geçmesini sağlayacak bir mekanizma üretilmeli. İki temel madde var, başka bir şey de yok aslında.

Ya değiştirilemez maddeler?

Biz Demokrat Yargı olarak yeni anayasada bu değişmez ilkelerin olmasını isteriz. Dediğim gibi birincisi insan onuru, ikincisi de tercih hakkı.

Bu tercih hakkı nedir?

Bir, siyasal yapının nasıl olması gerektiğine ilişkin tercih hakkı. İki, sosyal ilişkilerin ne olması gerektiğine ilişkin tercih hakkı. Üç, dinsel, düşünsel, ahlaki vs. tercih hakkı. Dört, hangi iktidarın, hangi siyasi partinin, hangi sosyal programın iktidara gelmesi gerektiğine ilişkin tercih hakkı. Beş, hangi ilkenin, hangi değerin, hangi kurumun anayasada yer alacağına ilişkin tercih hakkı. Kısaca, insan onuru ile kişinin ve toplumun kendi kaderi hakkında karar verme hakkı.

Bu ikisini nasıl değiştirilemez kılabilirsiniz?

Çağdaş dünyanın ürettiği ilkeler var. İnsan onurunda temellenen ve tek değer olarak meşruiyet kaynağını insan onurunda bulan, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti ilkeleri değiştirilemezliği kabul edilebilir. Onun dışında her şey değiştirilebilir.

Bundan neyi kastediyorsunuz?

Siz tercih hakkını bireylere bıraktığınız zaman müsaade edin de ona toplum karar versin. Hiç kimse toplumun geleceğini ipotek altına alamaz, biz toplumun kendi geleceğini belirleme hakkının değiştirilemez olduğuna inanıyoruz.

Caferisinden Şafiisine her kesimin temsil hakkı olmalı

Tercihiniz Kurucu Meclis ama bu parlamento da anayasa hazırlayabilir diyorsunuz...

Evet. Eğer o Kurucu Meclis toplanamayacaksa, sosyal ve siyasal koşullar buna izin vermeyecekse bir şekilde mevcut parlemontonun yeni anayasayı yapabilmesinde hiçbir hukuki engel yok. Zaten toplumsal taleplere cevap verilebilmesi açısından bakıldığında da hiçbir engelin kalmaması gerekir, topluma saygı adına. Bu Meclis aşağı yukarı toplumun yüzde 83'ünü temsil ediyor. Yüzde 83'ün temsil edildiği bir anayasa her zaman meşrudur. Ancak bu Meclis'in, yüzde 10'luk seçim barajı nedeniyle temsil açısından yüzde 17'nin dışarıda kaldığı bir Meclis olduğu da dikkate alınmalıdır. İkincisi, bu Meclis'te yeni anayasayı hazırlama süreci bütün unsurlar itibariyle kamuoyu denetimine açılmalıdır. Üçüncü olarak da bu anayasa üretilirken alt komisyonlar oluşturulmalı ve orada bütün toplumsal kesitlerin temsilcileri yer almalı ve bunlar söz söyleme hakkına sahip olmalıdır. Bu ülkede Ermenisinden Kürdüne, Şafiisinden Caferisine, Alevisine pek çok kesimin sorunu var. Bunları kimse dile getirmiyor ama bu ülkede Alevilerin yanında Şafiler ve Caferilerin de ciddi temsil sorunları bulunmakta. Bunların hepsi dikkate alınmalı. Kısaca kimliklere saygı gösterilerek süreç işletilmeli, yoksa insanları belirli kimliklere göre ayrıştırmak ve kimliklere mahkum olmaya zorlamak başka bir tehlikeli süreci de beraberinde getirebilir. Her şeyden önce bireyi kimliklere ve “mahallelere” esir edebilir. Bunlara dikkat edildiği zaman bu parlamento bu anayasayı yapar.

Bu meclis de pekala anayasa yapabilir

Anayasayı kim yapmalı?

Yeni anayasanın yapılmasına ilişkin bir çok yol var. Bunlardan biri Kurucu Meclis'in toplanmasıdır.

Peki Kurucu Meclis'e kimler, nasıl seçilmeli?

Bir kere Kurucu Meclis'e “efendiler” seçilmeyecek, 61 ve 82 Anayasa hazırlayıcıları gibi. Halkın temsilcileri seçilecek. Herhangi bir önkoşul öne sürülmeksizin... Yani 'Efendim şu şu ilkelerde anlaşan insanlar olsun' denmeyecek. Zaten, kim belirleyebilir bunu? Hiç kimse. Aksi tutum “Efendilerin Anayasası”nın toplum temsilcilerine dikte edilmesi sonucunu doğurur.

Eski Yargıtay Başkanı Prof. Sami Selçuk da, “Bu Meclis'in kavgasız dövüşsüz yeni bir anayasa hazırlaması mümkün değil. Yüzde 1 oy alan bir partinin bile temsil edildiği bir Kurucu Meclis herkesin uzlaşabileceği bir anayasa hazırlayabilir” diyor.

Buna bir itirazımız yok ama bir şeyin gerçekleşmesini istemiyorsanız onu idealize edin yeter, değil mi? Ne kadar kusursuzluğu yüceltirseniz, o kadar gerçekleşme imkanını ortadan kaldırırsınız ve sizin de bu idealizasyonda aslında yapmak istediğiniz şey mevcudu korumaktır, başka bir şey olamaz... Zaten bu nedenle gelecek hakkında karar verecek olanlar yeni kuşaklar olmalı diyoruz. Yeni bir anayasa hazırlanırken hiçbir hukuki kural yoktur, mevcut anayasa ilgilendirmez bu yeni anayasayı yapanları. Çünkü sosyolojik bir güç ortaya çıkıyor, bu sosyolojik güç bir iktidara dönüştüğü andan itibaren anayasa ortaya çıkmış oluyor. O yüzden mevcut Meclis de yapabilir yeni anayasayı, öteki de yapabilir, beriki de. Hatta Tapu Kadastro Müdürlüğü dahi yapabilir. Ama nasıl olur? Yeni bir anayasa taslağı yapar, herkes onu kabul eder, ondan sonra Resmi Gazete'de yayınlanması için bir ortak irade ortaya çıkar ve yürürlüğe girer. Yani hukuksal bir kaidesi yoktur.

Bu kadar basit ve kolaydır yani...

Evet. Ve bu kadar da zordur, problemlidir tabii ki. Yani 5 general Anayasa yapıyorsa, neden o kurum yapamasın? Ama biz 50 yıllık darbe geleneğinin ürünü olan anayasanın yerine hazırlanacak bir anayasadan söz ediyoruz ve bu anayasanın toplumsal barışı sağlaması için çaba sarf ediyoruz.

Peki neden anayasayı bu Meclis değil de Kurucu Meclis hazırlamalı?

Anayasayı Kurucu Meclis hazırlamalı, Kurucu Meclis ön koşulsuz olarak seçilmeli ve orada bütün toplumsal kesitler, yani herkesin kendine göre hasım olarak bellediği kim varsa hepsi temsil edilmeli. Çünkü bu toplumun ve gelecek kuşakların kaderiyle ilgili bir belge bu. Aslında şu anki Meclis de Türk toplumunun yüzde 83'ünü temsil ediyor. O zaman çoğunluk temsil ediliyor diyebiliriz tartışmasız. Zaten mevcut Meclis yapamaz demek, ciddi bir şekilde sorgulanması gereken bir anlayışı yansıtır. Biz Kurucu Meclisi mevcut siyasal tartışmaları ve darbe anayasalarından kurtulmanın bahanesini ortadan kaldıracağı için tercih ediyoruz. Ayrıca temsil sorununun yaşanmadığı, adeta tam bir temsilin sağlanacağı bir imkan ve doğru strateji olduğu için tercih ediyoruz.

Meclis'te çoğunluk temsil ediliyor dediniz. Peki sizce Güneydoğu oyları tam olarak yansıtılabiliyor mu?

Bütünüyle değil. Ama belki niteliği artırabilecek olan temsilcilerin anayasayı hazırlayacaklar arasında olması bir şekilde engellenmiş oluyor yüzde 10 barajıyla.

Baraj yüzde kaçlara indirilmeli?

Genel seçimler bakımından yüzde 5'e. Çünkü bu oran hem işleyebilir bir hükümet ortaya çıkarabiliyor hem de toplumsal çoğulculuğun parlamentoya yansıtılması imkanını verebiliyor. Ama daha düşük de olabilir.

O zaman Kurucu Meclis de bu baraj dikkate alınarak oluşturulmalı?

Hayır. Kurucu Meclis'te yüzde 5, yüzde 1 gibi bir baraj olmamalı. Kurucu Meclis öyle bir seçimle belirlenmeli ki herkesin oyu oraya yansıyabilsin. Barajsız bir seçim yapılabilir. Parti programlarının yarıştığı bir seçimden söz etmiyoruz. Her seçim bölgesinden, İstanbul, Ankara gibi illerin 3'e, 4'e, 5'e bölündüğünü de dikkate alarak, 10'ar kişinin parlamentoya gelmesi sağlanabilir.

Peki bu kişiler seçim öncesi nasıl belirlenecek?

Kuşkusuz bunun nasıl işleyeceğine ilişkin olarak stratejiler geliştirilebilir, dünya örnekleri incelenebilir.

Kurucu Meclis'i oluşturmak için ayrıca bir seçim yapılmalı diyorsunuz?

Evet. Kurucu Meclis için bir seçim yapılmalı, bu seçim barajsız olmalı ve bu seçimde her bir bölgede listeye giren ilk 10 kişi parlemontaya yansıtılabilmeli. Bu şekilde bir anayasa hazırlanmalı. Kurucu Meclis mevcut parlamento ile yan yana da çalışabilir. Tabii böyle bir anayasa ortaya çıktığı zaman bunun nasıl bir anayasa olacağını tahmin edebilirim.

Nasıl bir anayasa?

Kısa ve çerçeve bir anayasa. Temel ilkeler ve kurumlar belirlenir, onun dışındakiler siyasal sürece ve yasama organına bırakılır.

AK Parti için sivil anayasa taslağını hazırlayan Bilim Kurulu'nda yer alan Anayasa Profesörü Serap Yazıcı, “Yeni anayasada laiklik teminat altına alınmalı” diyor. Ne diyorsunuz?

Bırakın bu sorulara toplumumuz karar versin. Hiçbir insanın 'Bu ülkenin anayasası şu olmalıdır' diye birilerine bir şey dikte etme hakkı yoktur. 'Hayır, laikliği teminat altına almayalım' diye bir toplumsal irade de yok. Toplum anayasasını yapsın derken, mükemmel ve kusursuz bir anayasa arayışı içinde değiliz. Böyle bir anayasa zaten toplumun değil, “Anayasa uzmanları”nın anayasası olabilir. Toplumun kendi anayasası hakkında karar verirken, ne benim gibi hukukçulara, ne bürokratlara, ne de filozoflara sorma zorunluluğu bulunmamaktadır. Biz Türk toplumuna tercih dayatamayız, yalnızca onun tercihlerini hukuk diline çevirebiliriz, o kadar! Öte yandan Türk toplumu her zaman bir sağduyuya sahiptir. O beğenmediğiniz politikacıların dahi Meclis'te yaptıkları bütün anayasa değişiklikleri hep özgürlükçü ve demokrasi yönünde olmuştur. Ama bunun dışında o steril mekanlarda bulunanların ürettiği her bir anayasal icraat daima insan haklarını, özgürlüklerini daha fazla sınırlamıştır, önemli toplumsal muhalefetleri daima yok saymıştır ya da baskılamaya çalışmıştır. Kısacası, özgürlük ve demokrasi adına sürekli zafiyetler meydana getirmiştir.

Bu parlamento anayasa hazırlayabilir mi?

Tartışmasız. Bu parlamentonun anayasayı yapamayacağı iddiası ciddiye alınabilir bir iddia değildir. Hatta saygı duyulabilecek bir iddia dahi değildir. Mevcut düzenin izin verdiği kadar demokratik bir süreç içerisinde ortaya çıkmış olan toplumsal bir iradenin yansıdığı bir parlamento yeni bir anayasayı yapamayacaksa, kim yapacak?

VATAN

Bu haber 3,167 kez okundu.

YORUM YAZ
BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
CHP'de Olağanüstü Kurultay yolu göründü18 Ocak 2012 13:07
CHP'de Olağanüstü Tüzük Kurultayı isteyen muhalifler imzalarını cuma günü teslim ediyor
Yönetimde her türlü ayrımcılığa karşıyız18 Ocak 2012 12:36
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kamunun vizyonunu çizdi.
81 İl Başkanı'na '19 Mayıs' mektubu14 Ocak 2012 16:51
CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil ve Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap imzasıyla partinin 81 il başkanına, 19 Mayıs kutlamalarıyla ilgili genelgeye ilişkin mektup gönderildi
"Bende o fezlekeden 13 tane var"14 Ocak 2012 15:51
Başbakan Erdoğan CHP Liderine cevap verdi: "Bir tane fezleke ile kahramanlık taslayanlar var. Hakkımda 13 tane fezleke var."
Vatan yazarından 19 Mayıs tepkisi14 Ocak 2012 15:40
Vatan Gazetesi yazarı Mutlu Tönbekici "Yağmur altında güneş altında, spor değil gençlik değil, anma desen o da değil.. bir acayip faşist tapınma müsamereleri bitsin" dedi.
‘AKP ne yapmak istiyor?’ diye soranlara...13 Ocak 2012 15:16
Cezaların amacı kişilerden intikam almak değil, başkalarını benzer suçlar işlemekten caydırmaktır. Silivri davaları sona erdiğinde, Türkiye daha demokrat, daha özgür, daha insan haklarına saygılı, asker-sivil ilişkileri daha düzgün bir hukuk devleti olmuşsa, yaşanan süreç işe yaramış demektir
'Birgün e-muhtıranın da hesabı sorulur'13 Ocak 2012 10:38
'Büyükanıt da yargılansın' diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu'na Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'ten cevap geldi...
Emniyet bütün telefonları dinliyor13 Ocak 2012 10:36
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün elinde kişilerin tüm telefon kayıtlarının dinlenmesini sağlayan bir sistem olduğunu belirtti
Mermiden sonra KATASAMO tehdidi13 Ocak 2012 10:35
Havaalanında polise teslim ettiği boş silahının, bir mermiyle kendisine teslim edildiğini ve bunun “Bir tehdit” olduğunu söyleyen BDP’li Sakık, dün de Samsun’dan “KATASAMO Gençleri” imzalı bir tehdit mektubu aldı
FT: 'Erdoğan'ın ilerleyişi durdu'11 Ocak 2012 12:11
Financial Times Gazetesi, Avrupa Konseyi’nin Türk yargı sistemine ilişkin bu haftaki raporunda yer alan ilginç iddiaları gündemine aldı
'Kızılay'da bombaları asker patlatıyordu'09 Ocak 2012 12:19
Eski Bakanlardan Nahit Menteşe, Aksiyon Dergisi'ne verdiği röportajda çarpıcı iddialarda bulundu...
'Devlet Uludere için özür dilemelidir'09 Ocak 2012 11:52
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Uludere'de 35 kişinin hayatını kaybettiği saldırı için özür diledi
'İçişleri Bakanı İstifa etmeli'09 Ocak 2012 00:47
Son dönemlerde yaptığı açıklamalarla bir çok kesimin tepkisini toplayan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in istifasını isteyenler arasına kamuoyunun yakından tanıdığı sinema ve müzik dünyasının ünlü isimleri de katıldı
Tahrik siyaseti güdenlerin amacı nedir08 Ocak 2012 23:37
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, bu topraklarda farklılıkların oluşturduğu bin yıllık zenginliğin terör belasına kurban edilmeyeceğini belirterek, 30 yıldır kardeşliğin adeta testere ile keser gibi bitirilmeye çalışıldığını söyledi.
Gül'den emekli vekil zamlarına veto30 Aralık 2011 03:37
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, emekli milletvekillerinin maaş artışıyla ilgili yasayı yeniden görüşülmek üzere TBMM'ye iade etti.
Kürtlerin doğal haklarını vereceğiz22 Aralık 2011 12:36
TBMM Genel Kurulu’nda 14 gün süren bütçe maratonu son buldu. Hükümet adına kürsüye çıkan Bülent Arınç, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’ın “Kürt realitesini tanımak gafletin ötesinde bir davranıştır” sözlerini, BDP’lilerden de alkış aldığı şu sözlerle yanıtladı:
MHP'ye yardım eli BDP'den19 Aralık 2011 11:33
Kuliste rahatsızlanan MHP’li vekil Lütfu Türkkan’a, BDP’li milletvekilleri yardım ederek revire götürdü. BDP’liler Türkkan’ın revirdeki işleri bitene kadar yanından ayrılmadı. MHP’li Türkkan, bu olayı daha sonra sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan takipçileri ile paylaştı.
BDP'li Kaplan kürsüde bardağı kırdı10 Aralık 2011 10:40
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'nin sözlerine sinirlenerek, konuşma yaptığı kürsüdeki bardağı kırarak fırlattı
'Erdoğan artık sınıra geldi'28 Kasım 2011 11:22
Dengir Mir Mehmet Fırat: Herkesin sınırı var. Tayyip Bey de belki demokrasi ve özgürlüklerde sınıra geldi. Ne isteniyor benden? TRT Şeş’i verdim, daha ne istiyorsunuz, diyebilir ama bu kanalda çocuğa Kürtçe masal anlatamıyorsunuz.
'Esad yönetimi gibi bütün zalim yönetimler, tek tek gidecektir'28 Kasım 2011 09:51
HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ''Esad yönetimi gibi bütün zalim yönetimler, tek tek gidecektir. Ancak, problem bizim bu konuda göstermiş olduğumuz çifte standart ve endişe verici adımlardır'' dedi.
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı