Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Domuz gribi efsane miydi?
Domuz gribi efsane miydi?
9 Şubat 2010 Salı 10:30
Domuz gribi, aylarca tartışıldıktan ve 14 bin cana mal olduktan sonra sessiz sedasız ortadan kayboldu. Salgın patlayacak derken hafiflemesi kafalarda soru işaretine yol açtı: Domuz gribi koca bir yalan mıydı?

Mart 2009'da Meksika'da insanlarda hastalık yapan yepyeni bir virüs ortaya çıktı. Domuzlarda oluşan virüslere çok benzediği için adı da hazırdı: Domuz gribi virüsü. Sebep olduğu hastalık, yüksek ateş, öksürük; baş, vücut, boğaz ağrısı; aşırı yorgunluk gibi belirtileriyle mevsimsel gripten farksızdı. Ancak Meksika'daki ölüm sayılarına, Amerika'nın önlemlerine bakılırsa dünya ciddi bir salgınla karşı karşıyaydı. Meksika dalgası gibi hızla tüm dünyaya yayılan griple ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü de (DSÖ) alarm zillerini çalmaya başlamış, tıp dünyası ayağa kalkmıştı. İlk domuz gribi vakasının kesinleşmesiyle birlikte dünyadakine benzer görüntüler Türkiye'de de yaşanmaya başladı.

Aksiyon Dergisi'nin habeirne göre, televizyonlar, gazeteler aylarca alınacak önlemleri, felaket senaryolarını sıraladı. Her gün, ölenlerin çetelesi tutuldu. Salgın iyice yayılmaya başladığında maskeler, dezenfektanlar, bitkisel ilaçlar, vitaminler devreye girdi, herkes kendince önlemini aldı hastalık için. Sonra domuz gribi aşısı girdi hayatımıza. Adjuvanlının tehlikeli, adjuvansızın tehlikesiz olduğunu tartışmaya başladık. Sağlık Bakanlığı, aşının yüzde 90 oranında koruyuculuğunu anlatıp durdu. Hatta teşvik için önce Sağlık Bakanı Recep Akdağ oturdu aşı koltuğuna. Başbakan Tayyip Erdoğan, "Bakanımla aynı düşünmüyorum." deyince halk da ikiye bölündü: domuz gribi aşısı olanlar ve olmayanlar...

Ardından sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada her şey normale dönmeye başladı. Önce havaalanlarındaki termal kameralar kaldırıldı, ardından dezenfektanlara ilgi azaldı. Çarşıda pazarda domuz gribi için satılan ürünler, bitkisel çaylar bir bir çekildi piyasadan. Bir de baktık ki aylarca tartıştığımız domuz gribi hastalığı sanki bize hiç uğramamış. Hayatımıza bir anda girdi, gidişi de anlıktı. Peki, ne oldu domuz gribine? Kış aylarının gelmesiyle salgının artma ihtimalinin kuvvetlendiği söylentileri, vurulan aşılar, stoklanan ilaçlar... Dünyayı kasıp kavuran salgından geriye kalan yoksa sadece bir efsane mi?

YÜZYILIN SAĞLIK SKANDALI!

Domuz gribiyle ilgili ilk iddia Avrupa Konseyi Sağlık Komitesi Başkanı Wolfgang Wodarg'dan geldi. Ona göre domuz gribi kampanyası, yüzyılın en büyük sağlık skandalıydı ve soruşturma açılmalıydı. Wodarg'a göre beş yıl önce ortaya çıkan kuş gribi salgınında kamuoyuna ekilen korku tohumlarıyla oluşturulan panik atmosferi, ülkeleri 'Tamiflu' ilacı stoklamaya ve milyonlarca dozluk aşı kontratları yapmaya itmişti. Böylece büyük ilaç şirketleri büyük kârlar elde etmişti. Dr. Wodarg'ın iddialarına göre, büyük ilaç firmaları, DSÖ ve diğer sağlık kuruluşlarının içine kendi adamlarını yerleştirdi. Onlar da bilim adamlarını etkileyerek kamuoyunun alarma geçmesini sağladı. Böylece tüm dünyada ilaç ve aşı kampanyası başlatıldı. Wodarg, geçen ay, aralarında AK Parti milletvekilleri Lokman Ayva ve Mustafa Ünal'ın da yer aldığı 14 Avrupa milletvekiliyle Avrupa Konseyi'ne 'Domuz gribi sahte bir salgın mıydı, araştırılsın' başlıklı bir araştırma önergesi verdi.

Wodarg'ın ardından domuz gribiyle ilgili ikinci önemli iddia, dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi'nden geldi. ABD'de Nisan- Kasım 2009 arasında domuz gribi ölümlerini inceleyen Harvard Üniversitesi ve İngiliz Medical Research Council tarafından yapılan araştırma, domuz gribinin her yıl milyonlarca insanın yakalandığı mevsimsel gripten çok farkı olmadığını; hatta ölüm riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu. Araştırmada hastalığın mevsimsel gribe göre akciğerlere daha derinlemesine etki yaptığı, bu sebeple virüsü kaptıktan sonra hayatını kaybedenlerin genellikle akciğer hastaları olduğu belirtildi. Peki, bu araştırma dünyada salgın alarmı verilmeden yapılamaz mıydı? Bilim adamlarına göre, virüsün ilk başlarda etkisinin nasıl olacağını tahmin etmek zordu. Virüsle ilgili veriler artınca hastalığın kimler üzerinde daha etkili olduğu gün yüzüne çıktı. Harvard Üniversitesi'ne göre, bu araştırmanın sonuçları önceden öngörülebilseydi griple ilgili her şey farklı olabilirdi.

Hastalık, sadece Türkiye'de değil tüm dünyada ciddi önlemlerin alınmasına vesile oldu. En etkili önlem olarak domuz gribi aşısı gösterilmişti. Ancak gribin endişe edilen şiddette bir salgına dönüşmemesi ve aşı kampanyalarının beklenen düzeyde ilgi görmemesi, bazı ülkeleri zor durumda bıraktı. Fransa, Almanya ve Hollanda, kullanım süreleri bir yıl olan aşıların bir bölümünü başka ülkelere satarak elden çıkarmaya başladı. Türkiye ise salgından sonra Glaxo Smith Kline ve Sanofi Pasteur'den 43 milyon doz aşı siparişi vermişti. Bu rakamın sadece 2 milyonu aşılama kampanyasında kullanılınca, bakanlık siparişi iptal etmek durumunda kaldı. Alınan 8,4 milyon doz aşının yarısı kullanıldı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri elde kalan aşılarla ilgili çeşitli firmalarla görüştüklerini söylüyor.

Gelinen bu noktada Türkiye içinde ciddi tepkiler olmasa da Alman medyası uzun süredir domuz gribiyle ilgili DSÖ'yü suçlayan yayınlar yapıyor. Uluslararası dev ilaç firmalarının baskısıyla örgütün domuz gribi tehlikesini abarttığını belirtiyor. Alman medyasının verdiği rakamlara göre, kuş gribi alarmı sağlık sektöründe 2,2 trilyon dolarlık iş hacmi oluşturdu. Domuz gribinde ise bu rakamın iki katı bir iş imkânının ortaya çıktığı iddia ediliyor. Tabii kazanan sadece aşı firmaları değil. Bu süreçte maske, dezenfektan üreticileri, bitkisel karışımlı ilaçlar da gripten önemli kazanç elde edenler arasında.

HASTALIK BASİT DEĞİLDİ; AMA ABARTILDI

Enfeksiyon hastalıkları uzmanlarına göre, grip, önemsiz bir hastalık değil ve grip yapan her türlü virüs insan hayatı için önemli. Dünyada 14 bin kişinin domuz gribinden öldüğü gerçeğini dikkate alırsak, hastalık çok da önemsiz değil elbette. Fakat çoğu uzman domuz gribinin abartıldığı iddiasına katılıyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Ahmet Rasim Küçükusta'ya göre, domuz gribiyle ilgili yaratılan panik havası gereksizdi. Virüsün bulaştığı çoğu insanın hastalığı ayakta atlattığını ifade eden Küçükusta, normal gripten farklı olmadığı görüşünde: "Mevsimsel gripten her yıl 250-500 bin kişi ölürken domuz gribinden tüm dünyada ölen sayısı 14 bin. Yani domuz gribinden ölüm ihtimali binde dört. Dünyayı saracağını iddia ettiğiniz bir gribe önlem almak için elinizde felaketi gösterecek önlemler olmalı. Çok az veriyle çok aşırı önlemler alındığını düşünüyorum." Küçükusta'ya göre, domuz gribi aşısı korku ticaretinin bir ürünü ve bu üründen birçok sağlık sektörü büyük kârlar elde etti: Grip aşısı ve grip ilacı üreten firmalar, sonbaharla virüsün çok daha büyük salgınlara yol açacağını, bunu önlemenin tek yolunun ise bir an önce aşı olmaktan geçtiğini beyinlere kazıdı. Sonra da başarılı oldu. Salgın ilanından sonra aşı üreticisi firmalardan birinin borsadaki hisselerinde bir günde yüzde 3,6 ve 3,1 gibi ciddi artışlar yaşandı. Küçükusta, "Aşı başına ödenen 5,2 avro çok fazla. Çeşitli hesaplamalarla aşının maliyeti 1,2 avro olması gerekirken, firmalar ekstradan 4 avro kâr elde ediyor. Aynı kâr pastasından, hastane sektörü başta olmak üzere birçok sektör de istifade ediyor." diyor.

Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tolunay ise DSÖ içinde aşı firmalarına yakın insanların yaptığı lobicilik faaliyetleriyle salgının abartıldığı görüşünde: "Sağlık Bakanımız DSÖ içinde yer alan yerli ve yabancı kişilerin etkisiyle yanıltıldı. Milyonlarca aşı alındı. Bu süreçte en fazla aşı firmaları kazanç elde etti, kaybeden ise vatandaş ve ülke oldu." Sağlık Bakanlığı Aşı Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Selim Badur ise mevsimsel griple ilgili bir başka noktaya dikkat çekiyor: "Neden insanlar kuş ya da domuz gribi denince panikliyor da mevsimsel grip denince önemsemiyor, anlamak mümkün değil. Çünkü mevsimsel grip domuz ve kuş gribinden daha fazla ölüme yol açan bir hastalık. Ülkemizde her sene 5 milyon kişinin grip olduğu, 30-50 bin arasında kişinin bu yüzden hastaneye yattığı ve ortalama 5 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor."

Sağlık Bakanlığı Pandemi Bilim Kurulu üyelerinden Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Akın bakanlığın bu süreçte hata yapmadığını belirtiyor. DSÖ'nün salgın alarmı verdiğini, bakanlığın da talimata uygun hareket ettiğini söylüyor: "Bakanlık sadece toplumun bilinçlenmesi yönünde çalışma yaptı. Önlem alınmasını sağladı. Sonuçta gribin öldürücü niteliği vardı. Hamilelerde son altı yılda gribe bağlı ölüm olmadığı hâlde bu yıl 27 anne adayı hayatını kaybetti. Demek ki bazı gruplarda daha hızlı ölümlere sebep olabiliyormuş. Bunu öğrendik."

Aslında bu süreçte ülkelerin veya hükûmetlerin çok fazla etkisi yok. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü alarm verdiğinde ülkeler de en kötü senaryoya göre önlem almak zorundaydı. Türkiye gibi birçok ülke önlemlerini alanlar arasında yer aldı. Grip abartılmış olsa da önlem almakta fayda vardı.

Türkiye'de 627 kişi öldü

Sağlık Bakanlığı 17 Ocak verilerine göre Türkiye'de hastalıktan 627 kişi hayatını kaybetti. Bunların 40'ı gebe ve lohusaydı. Hâlen 67 kişi hastanede tedavi altında, 22 kişi yoğun bakımda, 17 kişi ise solunum cihazına bağlı olarak izlenmekte. Hayatını kaybeden kişilerin yüzde 35'i altta yatan kronik bir hastalığı bulunmayan sağlıklı kişilerdi.

Salgın tanımı değiştirildi

DSÖ, Nisan 2009'da bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükûmetlerin referans aldığı 'pandemi' (salgın) tanımını değiştirdi. Eski tanımda DSÖ'nün bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu. Ancak nisan ayında alınan kararla DSÖ, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde kendine yer buldu.

Bilim adamları ne diyor?

Dr. Neil Rau (Kanadalı mikrobiyoloji uzmanı): Bu yaşadığımız salgınların en hafifiydi ama en güçlüsüymüş imajı oluşturuldu. Hâlâ salgının Dünya Sağlık Örgütü tarafından 'orta derece' olarak gösterilmesine anlam veremiyorum. Artık ortada çok hafif geçen bir salgın var.

Dr. Russell Blaylock (Güney Carolina Üniversitesi): Bilim dünyası bu sonuçları daha önceden öngörebilmiş olsaydı tüm dünya genelinde toplu aşılama faaliyetleri gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı.

Prof. Robert Field (Drexel Üniversitesi): Kamu sağlığını ilgilendiren konularda tüm güvenlik önlemlerini almak sonradan 'pardon' demekten iyidir. Eğer bu kadar çok önlem alınmamış olsaydı ve büyük bir salgın patlasaydı o zaman insanlar buna karşı hazırlıksız yakalandıkları için eleştiri oklarının hedefi olacaktı.

Dr. Joseph Mercola: Bu salgının gerçekleşmeyeceği başından beri belliydi. 2009 yılı hükûmetlerin ve ilaç endüstrisinin karıştığı en büyük sağlık skandallarından birinin yaşandığı yıl olarak hatırlanacak. Tüm dünyaya korku salıp domuz gribini çok tehlikeli bir hastalıkmış gibi gösterenler ceplerini doldurdu.

Bu haber 1,137 kez okundu.

YORUM YAZ
BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
Kızılay'dan ölüderen HİV'li kan savunması09 Şubat 2012 17:54
Türk Kızılayı Genel Başkanı A.Lütfi Akar, bir bağışçının verdiği kan nedeniyle HIV bulaşan iki kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili bir sorumlulukları olmadığını söyledi
Şekerli - gazlı içeceklere dikkat!09 Şubat 2012 12:36
Şekerli gazlı içeceklerin çokça tüketilmesinin, kronik akciğer rahatsızlıklarına neden olabileceği bildirildi.
Göz kanlanmasına dikkat!09 Şubat 2012 12:05
Genellikle önemsenmeyen göz kanlanması üveit, enfeksiyon, tiroid ve romatizmal hastalıkların belirtisi olabilir.
Su içmenin yeni bir faydası daha!09 Şubat 2012 11:13
Bol su içmenin faydalı olduğunu yapılan pek çok araştırmadan biliyoruz. Ancak NYTimes’da yayınlanan yeni bir habere göre içtiğiniz suyun miktarı, kan şekerinin nasıl düzenlendiğini de belirliyor.
İşte Türkiye'nin beslenme raporu09 Şubat 2012 11:04
Türkiye Obezite Araştırma Derneği tarafından 12 ilde, 15 yaş üstü, bin 563 kişi üzerinde yapılan "Türkiye'de Beslenme Alışkanlıkları ve Fiziksel Hareketlilik Düzeyi Saptama Araştırması" sonuçları kamuoyuna açıklandı.
Kafeinsiz kahve belleği güçlendiriyor09 Şubat 2012 11:02
Kafeinsiz kahve içmenin, belleği güçlendirdiği ortaya çıktı.
Yeşilay'dan sağlık sohbetleri08 Şubat 2012 16:43
Yeşilay tarafından düzenlenen sağlık sohbetlerinin ilki 11 Şubat Cumartesi günü Sepetçiler Kasrı'nda yapılacak
2 milyon 250 bin Türk sigarayı bıraktı08 Şubat 2012 15:54
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'nün raporuna göre Türkiye'de sigara yasağından sonra 2 yıl içinde 2 milyon 250 bin kişi sigarayı bıraktı
Uykusuzluk şişmanlatıyor08 Şubat 2012 13:24
Uykusuz geceler sadece ertesi günkü ruh halinizi bozmaz, aynı zamanda belinizin kalınlığı için de zararlıdır.
Aile hekimleri sigarayı bıraktıracak08 Şubat 2012 10:39
Aile hekimleri her hastaya sigara içip içmediğini soracak, tiryakileri sigarayı bırakmaya teşvik edecek
En garip hastalıklar listesi08 Şubat 2012 09:47
Vücudumuzda görülen bazı garip hastalıklar ve belirtiler kimi zaman ciddi bir hastalığın habercisi olabiliyor. Bu nedenle hangi belirtinin hangi hastalığın ön takibi olduğunu bilmek önemlidir.
Stres iş başarısını nasıl etkiler?07 Şubat 2012 16:55
Kontrol altında tutulduğunda motive edici olabilen stres, aşırı derecede yaşandığında zihinsel, ruhsal ve fiziksel sağlık açısından tehdit oluşturabilir.
'Kara Çorba' her derde deva07 Şubat 2012 16:22
Kış şartlarının ağır geçtiği şu günlerde özellikle grip ve soğuk algınlığı hastalıklarına karşı Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde Kızamık bitkisinden yapılan Kara Çorba, her derde deva oluyor
Hastanelerin teftişini vatandaş yapacak!07 Şubat 2012 13:18
Yılda 15 milyar lira 'duman' oluyor07 Şubat 2012 08:33
Türkiye'de sigara tüketimi dolayısıyla yılda 15 milyar liranın duman olup havaya gittiği bildirildi. Sigaradan ölenlerin sayısı ise giderek artıyor.
Nargile sigara kadar zararlı07 Şubat 2012 07:43
Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi (SSUK), sigara dışındaki tüm tütün ürünlerinin de zararlı olduğuna dikkati çekerek, sadece sigaranın değil tüm tütün ürünlerinin bırakılması çağrısında bulundu.
Öz'ün yeni zayıflama formülü06 Şubat 2012 15:13
DR. Mehmet Öz’ün yeni zayıflama formulü Amerikada milyonlara ulaşmayı başardı
Çocuklar şişmanlıyor, diyabet artıyor06 Şubat 2012 14:23
Beslenme düzeninin değişmesi sebebiyle son yılarda diyabet ve obezitede çok ciddi artışlar oldu
Kulak temizleme çubuğu sağır yapabilir06 Şubat 2012 12:17
Kulağın içindeki sarı salgının kir olmadığını ve temizlenmemesi gerektiğini belirterek, kulak temizleme çubuklarının kulağa sokulması halinde işitme yoluna zarar verir
İlk yüz ve kol nakillerinin hukuki boyutu06 Şubat 2012 11:29
Uşak'ta beyin ölümü gerçekleşen Ahmet Kaya'dan alınan yüz, bacak ve kolların nakli, yeni bir nüfus cüzdanına ihtiyaç duyulup duyulmadığı tartışmalarını gündeme getirdi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı