| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
Doç. Dr. Mehmet YÜCE Eski Sovyet coğrafyasında ABD, Rusya ve Çin arasındaki nüfuz mücadelesi artarak devam ediyor. Renkli devrimlerden sonra eski Sovyet coğrafyasında etkisini giderek kaybeden Rusya, kaybettiği etkinlik alanını yeniden kazanmaya çalışırken, Çin ise özellikle ABD ile aralarında soğuk rüzgarlar esen Sovyet döneminden bu yana iktidarını sürdüren ve hâlâ sürdürmeye niyetli olan ülkelerle stratejik işbirliğine girmektedir. Amerika da kadife devrim yaşayan ülkelerde kendi lehine oluşmuş gibi görünen (aslında öyle olduğu da şüpheli) durumu devam ettirmeye çalışıyor. Özetle bu coğrafyada düzenlenmiş bulunan siyasi bir satranç şampiyonası tüm hızıyla devam ediyor. Orta Asya'da Özbekistan-Rusya ve Kazakistan-Çin yakınlaşması bariz bir şekilde gösteriyor kendini. Andican olaylarının ardından ABD ve AB ile köprüleri atan Özbekistan, gazeteci İgor Torbakov'un deyimiyle, "Hızlı bir şekilde Orta Asya'da Rusya'nın büyük stratejik baş köprüsüne dönüşüyor". Bilindiği üzere,14 Kasım'da Özbekistan devlet başkanı İslam Kerimov ve Rusya devlet başkanı Vladimir Putin arasında Moskova'da askerî bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ile Özbekistan topraklarında Rus askerî üssü açılması kararlaştırıldı. Hatırlanacağı üzere, Kerimov Temmuz ayının sonlarında Karşı Hanabad'da konuşlandırılan ABD askerî üssünün boşaltılması kararı almıştı. Bu kararın ardından son Amerikan askerî uçağının üssünü terk etmesine bir hafta kala Moskova'da yapılan imza merasiminin bir mesaj verdiği aşikârdır. Evet, tüm siyasi kararların tek bir kişi tarafından verildiği Özbekistan, uzun dönemli, karşılıklı menfaatlere dayanan ve geniş perspektifli dış siyaset yerine tabiri yerindeyse tamamen duygusal ve iktidarı kaybetme korkusuna dayalı bir politika izlemektedir. Bu da uluslararası arenada ülkesinin güvenirliğini zedelemektedir. Çok kısa bir zaman önceye kadar Batı ve ABD ile iyi ilişkiler kurmaya önem veren Kerimov yönetimi, Andican olayları sonrasında bu ülkeler tarafından yapılan eleştirilere gücenip yüzünü tekrar eski müstebit dostlarına çevirdi. Rusya ile Özbekistan arasındaki bu yakınlaşmayı konu alan uzman tarihçi ve yazar İgor Torbakov http://centrasia.org/newsA.php4'st=1134719460 adlı web sitesinde yayınlanan "Özbekistan Rusya'nın Orta Asya'daki Stratejik Baş Köprüsü Oluyor" başlıklı yazısında bu ilişkiyi uzun bir şekilde irdeliyor. Rus yazara göre, birçok Rus strateji uzmanı bu gelişmeyi "Rusya diplomasisinin büyük zaferi" olarak yorumlamaktadır. Moskovada'ki Karnegi merkezinin Orta Asya uzmanı Aleksey Malaşenko "Nezavisimaya gazeta (Bağımsız gazete)"ye verdiği mülakatında: "Özbekistan'da Rus nüfuzunun yeniden teessüs edilmesi Kremlinin yüksek jeopolitik prioritelerinden biriydi" diyor. Ama Rus yöneticiler bu diplomatik başarılardan memnun kaldıkları konusunda hiç bir şey belli etmiyorlar. Bazı stratejistlerin dediklerine göre, Moskova Orta Asya'nın tümünde kendi etkisini genişletmeye devam edecektir. Buna bu bölgede ABD silahlı üssü kalan tek ülke Kırgızistan da dahildir. "Eho Moskvı" radyosundaki konuşmasında "Rusya fazla asker kullanmadan Özbekistan'da önderlik yapacak bir askerî üs kurabilir" diyen Rusya Dışişleri ve Siyasi Güvenlik Komitesinin Başkanı Sergey Karaganov, devamla "Eğer durum gerektirirse üssün hemen açılması ihtimali da söz konusu olabilir. Ülke içinde herhangi bir olay yaşanırsa ister istemez yardımlaşma olacaktır" ifadesinde bulunuyor. Söz konusu yazıda bazı Strateji uzmanları ise Özbekistan ile Rusya arasında yapılan bu anlaşmaya dayalı gerçekleştirilen işbirliğinin uzun soluklu olacağı konusunda pek emin olmadıklarını belirtmektedir. Bu uzmanlara göre, işbirliği Moskova'nın Kerimov yönetimiyle olan ilişkilerinin ilerlemesine rağmen, karşılıklı güvenlik anlaşmasının imzalanmasının doğuracağı kısa süreli stratejik sonuçlar uzun dönemde kaybolabilir. Çünkü, Kerimov rejimine karşı oluşan ve giderek artan muhalefet orta ya da uzun vadede iktidarı ele geçirebilir. Yine bu uzmanlar, Kerimov yönetimi, halkın şikayet ettiği ekonomik problemleri çözmek için hiç bir şey yapmadıklarından da endişe ediyorlar. Kerimov yönetimi ile muhalifleri arasında çıkabilecek fiilî iç savaşa Rusya'nın da taraf olma ihtimali bulunmaktadır. Diğer taraftan, Rusyanın Karimova güçlü destek vermesi Rusya'nın ABD ve AB' ile ilişkilerinde çatlak vermesine neden olacaktır. Rus uzmanlarının bu görüşü Özbekistan muhalefetinin düşünceleriyle de örtüşmektedir. Özbekistan'ın sürgündeki muhalif lideri, Özbek milliyetçileri için baş yapıt olan "Politbüro'ya Mektup" adlı eseriyle SSCB'de büyük yankı uyandıran Erk Partisi Genel başkanı Muhammed Salih'e göre de artık ok yaydan çıkmıştır ve Özbekistan'ın yeni bir iktidara ihtiyacı vardır. BBC ile yaptığı http//: centrasia.org'ta yayınlanan mülakatında, Özbekistan'ın temel probleminin rejim meselesi olduğunu ve rejimin değişmesiyle bütün problemlerin kendiliğinden çözüleceğini ve rejim değişikliği için bütün şartların olgunlaştığını dile getiren Muhammed Salih, bütün siyasi grupların genel olarak bu rejimin artık reforma uygun olmadığı ve değişmesi gerektiği konusunda hemfikir olduklarını vurgulamaktadır. Yine Salih, Özbekistan'da gerek halk gerekse bazı kilit noktadaki devlet kurumlarıyla sıkı irtibat içinde olduklarını ve Avrupa Birliği ülkeleriyle de iyi ilişkileri kurduklarını ama Rusya'nın kendileriyle zaten zayıf olan ilişkilerini Andican olaylarının akabinde tamamen kestiğini söylemektedir. Bu arada Özbekistan devlet başkanı İslam Karimov da ABD ve AB'ye yönelik karalama kampanyasını sürdürmektedir. 7 Aralık'ta yaptığı konuşmasında, Amerika'nın demokratikleştirme stratejisinin lekeli olduğunu belirten Kerimov, konuşmasını şu şekilde sürdürüyor: "Demokrasinin yegane enternasyonal bir modeli yoktur ve olmayacaktır. Bana göre dünyada kendinin çok güçlü olduğunu düşünen ülkeler kendi demokrasi modelinin her yerde kullanılmasını istiyor. Değerli arkadaşlar, kendiniz müzakere ediniz. Demokrasiyi ihraç ederek gerçekleştirmeye çalışmak, onu zorla ya da güç kullanarak benimsetmek, demokrasinin kendi düşüncelerine aykırıdır." Evet, iç sorunlarını halletme gayretinde bulunmayan Özbekistan yönetimi, iktidarda kalabilmek için bu sorunların rengini ve boyutunu değiştirerek dış politika malzemesi yapıp, uluslararası bir krize dönüştürme yolunda epey mesafe almış gibi görünüyor. Oysa buna gerek yoktu ve bu politika Orta Asya'nın incisi Özbekistan'ın millî menfaatlerini zedelemektedir. Özbekistan sağlıklı bir politikayla, kendi iç dinamiklerini kullanarak ve demokratik bir şekilde sorunlarının üstesinden çok daha rahat gelebilirdi. Gerçekten Özbekistan, Orta Asya'da çok farklı bir ülkedir. Mesela, Özbekistan'ın tarihten gelen, zengin bir kültür ve edebiyat temeli vardır. Semerkand ve Buhara şehirlerinde Türk dünyasının en ünlü ve dünyaca tanınmış düşünürleri, edebiyatçıları, matematikçileri yetişmiştir. Diğer Cumhuriyetlerde bulunmayan bu köklü kültür mirası, Özbek Türklerine daha güçlü bir ulusal kimlik bilinci kazandırmıştır. Diğer taraftan yer altı kaynakları, girişimci ve homojen nüfusu diğer Türk Cumhuriyetleri'ne göre farklılık arz etmektedir. Tüm bu zenginlikleri bir yana bırakan yönetim, halkın sesine kulak vermeyen baskıcı bir rejim, dediğim dedik bir liderlik anlayışı, nevi şahsına münhasır bir ekonomik yönetim ve kimi zaman ABD, kimi zaman Rusya ya da Çin'in askerî işbirliğine dayalı bir dış siyasetle ülkeyi sorunlar yumağı haline getirmiştir. Nitekim Andican olayları da, halkın bu dayanılmaz politikalara karşı bir başkaldırısı ve demokrasi arayışının güçlü bir sesi olmuştur. Yoksa yaşanan olayları sadece Soros Vakfı'nın teşvik ve kışkırtmalarına ya da bir avuç Vahhabi militanın başkaldırısına bağlamak doğru bir analiz olmayacaktır. Hasıl-ı kelâm, Özbekistan üzerindeki ABD, Rusya ve Çin nüfuz mücadelesi tüm hızıyla sürüyor. Umarım ki, söz konusu devletlerin mücadelesinde dost ve kardeş Özbek Türkü kardeşlerimiz zarar görmez. Bir söz var: "Atlar tepişirken fatura taylara çıkar".
Bu haber 290 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |