Haber10 Arama
  SON HABERLER
YAZMAYALIM MI?
YAZMAYALIM MI?
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
7 Eylül 2008 08:48
Başbakan Tayyip Erdoğan, dün Almanya Deniz Feneri e.V. davasının iddianamesinde kendisine para gönderildiği yolundaki iddiaların iftira olduğunu söyledi. Erdoğan, bu iddiaların üzerine gideceğine, yine hedef şaşırtarak bunları gündeme getiren ve haber yapan gazeteleri ve iddiaların, doğru olup olmadığını soran CHP Lideri Baykal’ı çok ağır bir dille suçladı.

Frankfurt Bölge Mahkemesi’nde görülen Almanya Deniz Feneri e.V. davasının 6350 Js 203391/06 No’lu iddianamesinde, ’Türk hükümeti tarafından defalarca siyasi etki yapılmaya çalışıldığı’ vurgulanıyor. Ayrıca Euro 7 Genel Müdürü Mehmet Gürhan, parayı, Türkiye Başbakanı’na, tsunamiden zarar görmüşlere dağıtması için, vermek üzere aldığını söylüyor. İşte o bölümler:

İDDİANAME SAYFA 42

Tutukluluğa mani olunmaya çalışıldı

C) Siyasi yönü

(Dosyanın 1432, 1723, 2034. sayfaları)

EURO 7 nin kuruluşunun nedeni, sanık Ermiş’in görüşüne göre, Almanya’da yaşayan Türklere Milli Görüş’ün ve daha sonraları AKP nin siyasetini aşılamakmış. Şirketler de, para kazanmak için kurulmuşlar. Frankfurt am Main’da kurulan şirketlerin amacı, elde edilen paraları yıkamaya ve daha sonraları da islamın yaygınlaştırılmasına yönelikmiş. Bundan herhangi birisinin kendine maddi avantaj sağlayıp sağlamadığını bilmiyormuş, ancak tahmin ediyormuş. Şirket sahipleri, Türkiye’deki iktidarla iç içeymişler, Milli Görüş ve AKP’ nin siyasetine sıkı sıkıya bağlıymışlar.

Soruşturma davası süresince, soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk Hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışılmıştır.

İDDİANAME SAYFA 164

Başbakan için para alındı

02.02.05 tarihli ’Empfangsbestitigung 2’ olarak nitelendirilen alındı belgesinde (Empfangsbescheinigung) herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş’ten parayı, Türkiye Başbakanı’na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan) Doğu Asya’daki tsunamiden zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere, aldığını tasdik etmiş. Bu konu, sanık Ermiş’ in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir.

AYDIN DOĞAN'IN AÇIKLAMASI

Ahlak konusunda sicil amirim Başbakan değil

Başbakan’ın konuşmasını hayretle dinledim.Sadece hayretle değil, aynı zamanda Türkiye’de basın özgürlüğünün geleceği açısından da çok derin bir endişeyle dinledim.

Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazetelerden, televizyonlardan izliyorum.

Neymiş olay?

İnsani yardım toplama amacıyla kurulmuş bir dernek, topladığı paraları, birtakım şirketler aracılığıyla şahıslara vermiş.

Tabii bu çok önemli bir olay.

Çağımızda insani dayanışmayı, yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var.

İnsanlardaki yardım duygusunu istismar etmek, bana göre günahların en büyüğüdür.

Çünkü o duyguyu yok ettiğiniz, yardımlaşma amacıyla çalışan insanlara ve kuruluşlara olan güveni sarstığınız takdirde insanlığa çok büyük zarar vermiş olursunuz.

Bu olayı kim ortaya çıkarmış?

Alman polisi ve makamları.

Kim yargılıyor?

Alman yargısı.

Peki bizim gazetelerimiz, televizyonlarımız ne yapıyor?

Mahkemenin safahatı hakkında bilgi veriyor.

Başbakan kime kızıyor?

Bu haberleri veren gazetelere ve televizyonlara.

Hatta onlara da değil, direkt beni hedef alıp bana kızıyor.

Tarih, demokrasi

değil diktatörler

sayfasına yazar

Bunun bir mantığı var mı?

Şahsıma karşı bu saldırıyı mantıkla, vicdanla, adalet duygusuyla izahı mümkün mü?

Sanıklardan biri, toplanan paraların Başbakan’a verilmek üzere birisi tarafından alındığını söylüyor.

Bu ifade tutanağa da geçmiş.

Peki bu ifadeyi kim dile getiriyor?

Anamuhalefet partisi başkanı.

Hem de nerede?

Televizyonlarda canlı yayında.

Tekrarlayayım.

İddia sahibi Alman yargısı.

İddiayı Türkiye’de dile getiren, anamuhalefet partisi başkanı.

Bunu yayınlayan NTV Televizyonu.

Söyler misiniz ben bunun neresindeyim?

Kendi gazetelerime bakıyorum, hepsi bunu Deniz Baykal’a atfen vermişler.

Başbakan bize yükleniyor.

Herhalde bu yolla susturmak istiyorlar.

Devlet bütün kurumlarıyla ellerinde.

Bize yapmadıkları kötülüğü bırakmayabilirler.

Zaten yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler.

Ama hür basını susturmaya tam teşebbüs eden bir başbakanı tarih, demokrasi defterine değil, diktatörler sayfasına yazar.

Ahlakımın

hesabını alnımın

akıyla veririm

İddia sahibi ben değilim, ama Başbakan bunun hesabını senden sorarım diyor.

İddia doğru çıkmazsa, seni ahlaksız ilan ederim diyor.

Ben bu yaşıma kadar ahlakımla ve şerefimle geldim.

Ahlakım konusunda sicil amirim Başbakan değildir.

Ahlakımın hesabını hem bu dünyada hem öteki dünyada alnımın akıyla veririm.

Bir başka nokta daha var ki, bundan söz etmekten hicap duyuyorum.

Başbakan, gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor.

Kendisine açık açık şunu söylüyorum:

Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa, bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir.

Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa, bu da suçtur.

Türk kanunları, başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor.

Bir de şunu merak ediyorum:

Hilton konusu Başbakan’ı neden bu kadar ilgilendiriyor?

Ben Hilton konusunun İstanbul Belediyesi’nin yetki sınırları içinde olduğunu sanıyordum.

Yoksa İstanbul Belediyesi’nin yönetimi de mi Başbakanlığa geçti?

Her fırsatta Hilton’u diline dolamasından, bu konuyu artık şantaj aracı haline getirdiği sonucunu çıkarıyorum.

Şantaj

Başbakanlara

yakışmaz

Şantaj, başbakanlara yakışan bir şey değildir.

Ayrıca suçtur.

Yine de benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı, basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır.

Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor.

Hoşlanmayabilir.

Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı haline getirme hakkı yoktur.

Bana göre bu tutumu ağır bir anayasal suçtur.

Çünkü Anayasamız, basın özgürlüğünü teminat altına almıştır.

Dünkü konuşması Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir.

Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak.

Benim söyleyeceğim bundan ibarettir.

HÜRRİYET
Bu haber toplam 6343 defa okunmuştur.
Yorum Ekle Yazdır
YORUMLAR
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
ABD Doları (USD) Alış 1.5600, Satış 1.5770; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.9830, Satış 2.0120
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi