Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Alevilerde 'Atatürk 13. İmam' inancı
Alevilerde 'Atatürk 13. İmam' inancı
9 Ocak 2008 Çarşamba 20:32
Atatürk’ün ‘Alevi’ olduğu, ölmeseydi Alevilere haklarını vereceği şayialarının yanı sıra Durumu abartıp Atatürk’ü neredeyse ’13. İmam’ mertebesinde gören Aleviler bile var

Taraf Gazetesi'nden Cafer Solgun'un hazırladığı 'Aleviler'in Cumhuriyet ve Laiklikle İmtihanı' adlı yazı dizisinde ilginç saptamalar yer aldı

Bunlardan en iddialısı Atatürk'ün 13. İmam olduğu inancı, diğeri ise Alevi Dedesinin Alevi genç kızların da yakında türbana ve kara çarşafa gireceği endişesi...

İşte Cafer Solgun'un yazı disinin sunuş bölümü ve ilginç görüşler:

"KONU NEYDİ?

Muharrem Dede’nin, duvarlarını 12 İmam resimleri, Atatürk büstü ve Türk bayraklarının süslediği makamında, söyleşiden önce biraz sohbet etme imkanımız oldu. Elazığlı olduğunu söyledi. Benim Dersim, Ovacık’lı olduğumu öğrendiğinde ise, “aslen ben de Ovacık’lıyım” dedi. Bunu neden baştan söylemeyişini, “çok eskiden ailesinin Elazığ’a göç etmesine” bağladı. Hemen ardından, “Dersimli olunca başka şeyler düşünüyorlar” diyerek güldü. Muharrem Dede ile görüşmemiz, aklıma geçen yıl, o zaman çalıştığım bir TV kanalı için haber yapmaya gittiğim Gazi Mahallesi’ndeki cem evinin dedesini getirdi.

İstanbul İdare Mahkemesi, bir Alevi yurttaşın başvurusu üzerine, bütün Alevi velilerine emsal teşkil edecek önemli bir karar vermiş ve “eğer istemiyorsa din dersine girmeyebilir” demişti. (Valilik sonradan bu kararı tecil etti.) Gazi Cem Evi dedesinden bu durumu değerlendirmesini istemiştim. Ben dedenin “bu kararın alınmasında geç bile kalınmıştır, hemen bu yönde gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır” şeklinde görüşler beyan edeceğini düşünürken, o, dönemin cumhurbaşkanına hiç ilgisi yokken övgüler düzmeye başladı. Sonra uzunca bir Atatürk güzellemesi yaptı. Bazı Alevilerin Atatürk’ü neredeyse “13. İmam” mertebesinde gördüklerini de biliyordum. Acıklı bir durumdu. Zorunlu din dersi uygulamasını getiren 12 Eylül askeri cuntası idi. Ama yine de “Allah devletimize, ordumuza zeval vermesin” durumu söz konusu idi.

Gazi Cem Evi’nden çıktığımda, kapıda “devrimciler” vardı. Onlar da görüşlerini söylemek istediler. Biri cebinden çıkardığı bir broşürden, içerisinde bolca “emperyalizm, neo-liberalizm” kavramları geçen cümleler okumaya çalıştı. “Devrimciler” bir telden, dede bir başka telden çalınca, çareyi sokaktan insanların görüşlerini almakta bulmuştum. Konuyla ilgili konuşanlar da sadece onlar olmuştu zaten. Alevilerin cem evlerinin “ibadethane” olarak kabul edilmesini talep etmesi ne denli doğru ve haklı ise, cem evi ve dedelerimizin mevcut durumunu neden ve sonuçlarıyla birlikte sorgulamaları da, bir o kadar Aleviler açısından ertelenemez bir ihtiyaç…"

Gelelim yazı dizisinde bugün yer verilen görüşlerden bazılarına:

“AZİZ ATATÜRK’ÜMÜZ YAŞASAYDI…”

VELİ AKSOY: Şahulu Suyltan Vakfı Dedesi

Cumhuriyet, Aleviler için, kim için olursa olsun, ulusal bir devlettir. Aziz Atatürk’ümüz bizlere cumhuriyeti kurdu, güzel bir yaşam tarzı bıraktı. Tabii kanunlar, yasalar çıktı. Herkese haklarını veren bir anayasamız var. Anayasa diyor ki, herkes inancında, ibadetinde hürdür, kimse kimseyi inancından ötürü kınayamaz. Ama her nedense bu yasa yürürlüğe girerek Alevi inancına taraftar olmadı. Hatta parlamenterler de tartışmışlardır. Bir sonuç elde edilemedi… Aleviler camiye gitmediler. Hangi hükümet gelse, tabii ‘Alevi’ diyen olmuştur, ama hakları verilmedi. Günümüze kadar çok partiler geldi geçti. DP’den bu yana devam ediyor. Ben yaşadım bunları. Hiçbiri Alevilere haklarını vermedi, ‘ibadetini yap’ demedi. Her kul, Allaha giden yolu kendi seçer. Bu yol ne camiden, ne kiliseden, ne havradan, ne cem evinden geçer. Ama Aleviler bugün cem evlerini açarak, bu dünyada hesabını veriyor.

Tabii devlet bu kanunu çıkardı Cumhuriyet devrinde, tekke ve zaviyelerin kapatılması için. O zaman Nakşiler vardı, Osmanlıdan kalan birçok tarikat vardı. Bunlar da yaşamıyor artık; o zaman kapatıldı. Aziz Atatürk’ümüz bu konuda ‘seninkini kapattım, Alevilerinkini açık tutacağım’ demedi. Ama son zamanlarında, hasta yatağında şöyle bir ifade buyuruyor, diyor ki; ‘Aleviler siz kendinizi hazırlayın, Hacı Bektaş dergahını açmak için parlamenterle konuşacağım, haklarınızı vereceğim’. Ama ne yazık ki Hatay olayları, kendisinin hastalığı buna imkan vermemiştir.

Aleviler, laiklik

Tabii, Atatürk’ten bu yana bir laiklik tanımı yok. Laiklik demek cumhuriyetçilik demektir. Herkes ibadetinde hürdür. Ama ne yazık ki gelen hükümetler bunu engellemiştir. Örneğin din dersleri sadece imam-ı Adem mezhebi üzerinedir. Yani hiçbir mezhebin görüşleri okunmadan, Diyanet kendi müfredatına göre veriyor. Alevi çocukları asimile edilmek isteniyor. Okullarda bunu yapıyorlar. Biz diyoruz ki kendi müfredatımızı kendimiz koyarak ya da ailesi içinde eğitim alınırsa, din dersinden daha fazla güzellik getirir. Ama kabul edilmiyor. Bunların hiçbiri din dersi değil. Din dersi demek, Hz. Muhammed’in yaşadığı günün dersini vermektir. Namazdır, oruçtur, hacdır, şudur-budur değil. Bunlar hükümetlerin getirdiği bir düzenden ibarettir.

Almanya’daki dizi film, Alevilere büyük bir hakarettir. Cumhuriyet olmazsa, laiklik olmazsa, bu mu olsun? Bunun için haykırıyoruz. Reha Çamuroğlu’nun Muharrem iftarı var. Başbakan da gelecekmiş. Bunlar Alevileri asimile etmekten başka bir şeye yaramaz.

‘Açılım’ın sesi hoş, ama…

Sesi hoş geliyor. Sevgili Reha Çamuroğlu’nun bu hareketi sevindirici, ama inandırıcı olmuyor. Başbakan’ın ayrı bir toplantı yaparak Alevilerin haklarını kamuoyu önünde açıklaması gerekir. Yoksa oruç açmakla olmaz. Fikrinize katılmamak (konferans-bn.) mümkün değil. Haklar-hukuklar makul seviyeye getirilmeli. Ama Alevilerin de kendi içinde, barış içinde birleşmeleri gerekiyor. Ama her yerden bir ses çıkarsa, toplumu rencide eder. Konferans yapılmalı, makul istekler de devletin önüne konur. Mantıklıdır.

Partiler ve politika

Partiler, malumunuz, politiktir. İnönü’ye soruyorlar, bu politika nedir diye, diyor ki, ‘Yunanca bir terimdir. Yalanı çok doğruca inandırmaktır’. Siyasi partilerin Alevilere şirin görünmeleri, oy kapmak içindir. Bir de Türk-Kürt diyorlar. Hepimiz Ali’nin sancağı altındayız. Bizde Türk-Kürt zihniyeti, ayrımcılık yok.”

MUHARREM DEDE’NİN KORKUSU: ALEVİLER BU GİDİŞLE KARA ÇARŞAFA GİRECEKLER

MUHARREM ERCAN: Şahkulu Sultan Vakfı Dedesi

Burası Türkiye’de kurulmuş olan ilk Alevi dergahıdır. 1969da kurulmuş. Türkiye’nin her yarinden Aleviler ziyarete gelirler. Tarih boyunca Emevi, Abbasi, Osmanlı saltanatında baskı gördük. Türkiye Cumhuriyeti döneminde laiklik geldi. Diyanet tarikatlara karşı kuruldu, ama sonradan sadece Hanefilere hizmet etti. 130 bin kadrosu var, ama bir tane Alevi-Bektaşi bulamazsın. Her dönemde TV’lere çıkıp “kardeşiz” derler, ama iş icraata gelince, bir şey yok. Söylemek kolay, ama icraat önemli. Demirel de cumhurbaşkanı iken Hacı Bektaş’ı ziyaret etmiş ve ‘siz bizim birinci vatandaşımızsınız’ demişti. Ama gerisi gelmedi. Ben Reha Çamuroğlu’nun sırrına eremedim. Eskiden ‘yoldaş’tı, şimdi ise Alevileri AKP’nin arka bahçesi yapmak istiyor. Ben onun ‘vazifeli’ olduğunu düşünüyorum. Ama Alevi toplumu cahil değil. Onların peşinden gitmez. Böyleleri de çıkar, ama benim, bizim paraya pula ihtiyacımız yok. Alevileri asimile etmek istiyorlar

Önce Hacı Bektaş’ı Alevilere verin

Aleviliğin tanımlanması lazım. Alevilik ayrı bir din, mezhep değil. Biz İslamız. Onun bir koluyuz. Bizim ibadetimiz, Ehlibeyt’in yoludur. Onlarınki Muaviye’nin, Yezid’in fetvalarının yoludur. Kitapta 5 vakit namaz yok, ramazan orucu yok. O dönemde hükümdarlık onlarda. Mezhepler de yoktu önceleri.Abbasilerde ortaya çıktı. Alevi yurttaşlarımızın katıldığı Hacı Bektaşi Veli, hala Alevilere verilmemiştir. Orası Müzeler müdürlüğünün emri altında. Öncelikle cem evlerinin Hacı Bektaşi Veli dergahının bize teslim edilmesi lazım. Zorunlu din derslerinin kaldırılması lazım. Baskı illa vurmak kırmak değil. Düşünceler üzerinde baskı kuruluyor. Çocuklarımız okuldan gelip bize ‘din dersi öğretmeni öyle söylemiyor’ diyerek sorular soruyor. Biz camiye karşı değiliz, onlar da bize karşı olmasınlar.

Diyanet işlerinin kuruşu tarikatların önünü kapatmak içindi. Şimdi tarikatçılara hizmet ediyor, Hizbullahçıları savunan kadroları var, rejimi değiştirmek isteyenler var. Her inanç kendi masraflarını karşılasın, nasıl biz yıllardır kendi masraflarımızı kendimiz karşılıyorsak camilere de öyle yapılsın. Kadrolaşma var. Ben de vatanın öz evladıyım, bizim vergilerlimizle onların maaşları ödeniyor. 30 bin kadro da bize versinler. Diyanetin bütçesi kaç tane bakanlıktan fazla, bir de diyanet vakfı var. Trilyonlarca bütçesi var. Ekonomisi kuvvetli. Biz de o güç yok. Ama Alevilere para verilmesini de istemiyoruz, kimine verecek, kimine vermeyecekler Alevileri böyle yaparak birbirine düşürecekler. Biz zorunlu din derslerin kaldırılmasını, diyanetin eğer kaldırılmıyorsa özerk hale getirilmesini istiyoruz. Bu yasal düzenlemeleri çıkarmaları bir günlük iş. Cem evlerini de tanısınlar.

Türkiye laik mi, değil mi?

Düzen laik değil. Diyaneti istemiyoruz aslında. Ahmet Necdet Sezer şanstı. Diyanet cemaatlere karşı kurulmuştu. Biz cemaat değiliz. Ama Türkiye o aşamaya gelmemiş, özerk olsun o zaman. Haklısın, bir çelişki var. Ama Doğu Anadolu’da töre olayları var, bunları da unutmamak lazım. Ama diyanetten maaş alıp siyasal İslamcılık yapacak, biz bunu kabul etmiyoruz…. Alevi toplumu şeriata da darbelere de karşıdır. Ama gücümüz yetmiyor. Bir olmazsak diri de olamayız.

Alevilerin geleceği

Biz olmayız, her toplum birlik olur, biz olmayız. Mesela Nurcusu, Fetullahçısı gereğinde birleşiyor, ama bizde herkes akıllı, herkes her şeyi biliyor, öyle olunca kimse kimseyi dinlemiyor. Tıkanıp kalıyoruz, keşke herkes sizin dediğiniz gibi düşünse, bir araya gelip toplansak. Maalesef içimizde Hızır paşalar var. 100 tane dernek var. Bunlar tabanla alakası olmayan dernekler, Ehlibeyt Vakfı bilmem ne. Çoğu tabela derneği. Federasyon da oluyorlar. Alevi toplumu adına geleceğimizi aydınlık görmüyorum. Alevilik İslam dışı diyenler de çıktı. Tüm Alevi kuruluşları bir olalım desek, kimse olmuyor. Kendi sorunlarımızı içimizde çözemiyoruz. Alevi gençlerimiz yakında türbana da, kara çarşafa da girer bu gidişle, Ramazan orucu da tutarlar. 12 imamda eğlence yapanlar da oluyor (TARAF GAZETESİ-)

Bu haber 1,322 kez okundu.

Rasmussen: Türkiye'ye ihtiyacımız var09 Şubat 2012 20:21
NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, NATO'da İttifak içinde Türkiye'nin sesine ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Öneş: Bu ancak Patagonya'da olur09 Şubat 2012 20:07
Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş: MİT Müsteşarı Fidan'ın, Başbakanın'ın, Başbakan Yardımcısı'nın, Başsavcı'nın haberi olmadan ifadeye çağrılmasına tepkisi sert oldu.
Sınırları aşan zafer kutlaması09 Şubat 2012 19:41
Erzurum'un düşman işgalinden kurtarılışının 94 yıl dönümü, ilk kez İran'ın Tebriz kentinde düzenlenecek törenlerle kutlanacak
Yıldırım'dan 'Haydarpaşa' açıklaması09 Şubat 2012 19:24
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım Pamukova kazası ile ilgili verilen mahkeme kararı ile ilgili konuştu
Cumhurbaşkanı Gül valilere yemek verdi09 Şubat 2012 19:12
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, valileri bulundukları ilin ''orkestra şefi'' olarak niteledi ve güzel bir iklim, harmoni oluşturulması halinde illerde çok büyük sinerjiler ortaya çıkacağını söyledi
"Mescid-i Aksa’nın etrafını çembere alıyor"09 Şubat 2012 18:07
Kudüs ve Civarındaki Osmanlı Eserlerini Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Demirci, Kudüs’te devam eden işgalci İsrail’in yıkım faaliyetlerinin gittikçe arttığını söyledi
1. Ordu'dan İstanbul Emniyetine ziyaret09 Şubat 2012 17:28
Orgeneral Yalçın Ataman, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'ı ziyaret etti
"Türkiye Arap Dünyasında en üstte"09 Şubat 2012 17:15
Jerusalem Post, Türkiye'nin Arap dünyasında en üstte olduğunu, Arapların Türkiye'yi şampiyon gibi gördüklerini belirtti
'Fidan'a yapılan hareket iktidara yapıldı'09 Şubat 2012 17:02
HAS Parti Genel Başkanı Kurtulmuş: "Müsteşara yapılan hareket aslında sivil iktidara ve siyasete yapılmış yargısal müdahaledir'' dedi
Kılıçdaroğlu'ndan çarpıcı itiraflar!09 Şubat 2012 16:56
Kılıçdaroğlu, Atatürk'ü Koruma Kanunu'na gerek olmadığına dikkat çekerek Sabahattin Ali'yi CHP'nin öldürttüğünü söyledi
MİT'ten görevsizlik ve yetkisizlik itirazı09 Şubat 2012 16:48
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, savcılığın ifade alma davetine cevap olarak Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı'ndan bir yazı gönderildiğini, bu yazıda görev ve yetki açısından itirazda bulunulduğunu belirtti.
'Bana dava yanlışlıkla açılmıştır'09 Şubat 2012 16:23
Doğan ve kızı Vasfiye Hanzade Doğan Boyner'in de aralarında bulunduğu 3 sanığın, 'Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet ettikleri' iddiasıyla yargılanmalarına devam edildi
Evren ve Şahinkaya'ya red09 Şubat 2012 16:10
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya'ya mahkemeden kötü haber
"Meclis Başkanı'nda kişilik yok mu?"09 Şubat 2012 15:52
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in talimatla, Tayyip Erdoğan'ın militanı gibi hareket ettiğini ileri sürdü
Suriye'de 49 Türk subayı yakalandı iddiası09 Şubat 2012 15:50
Dışişleri Bakanı Davutoğlu: ''İstihbarat subaylarıyla ilgili iddialar bir psikolojik harptir''
Nasrallah'tan Suriye rejimine destek09 Şubat 2012 15:46
Lübnan'daki Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Suriye'deki Devlet Başkanı Beşşar Esad rejimine verdiği desteği bir kez daha yineledi
"Siyaset kiliseyi camiye çevirdi"09 Şubat 2012 15:44
New York Times gazetesi, İznik Ayasofya Müzesi'nin camiye dönüştürülmesini Ak Parti stratejisi olarak değerlendirdi
İntibak Yasası alt komisyonda09 Şubat 2012 15:31
Emekli maaşlarını düzenlemeyi öngören 'intibak' yasası TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlandı
"Yapılması gereken her şeyi yapacağız''09 Şubat 2012 15:04
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, TBMM İçtüzüğünün değiştirilmesine ilişkin teklifi değerlendirdi
MİT Müsteşarı Fidan Köşk'e çıktı09 Şubat 2012 15:02
Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Gül'ün görüşmesi Çankaya Köşk'ünde devam ediyor...
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı