Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
'Dağda ölen PKK'lılar da şehidimizdir'
'Dağda ölen PKK'lılar da şehidimizdir'
27 Kasım 2007 Salı 09:17
MHP içinde bile en uçtaki milliyetçilerden olan Mehmet Gül, “Dağda ölen PKK’lılar da bizim şehidimizdir” dediğinde, yanlış duydum sanıyorum. O devam ediyor, Atatürk’ün Anzakların annelerine söylediklerini hatırlatarak; “Onlar artık bizim de evlatlarımız.

Çünkü onların anne babaları bizim vatandaşımız. Çocukları kandırılmış, dağa çıkmış... Sonunda da bedelini canıyla ödemiş. Onlar artık bizim şehitlerimiz!”

Kürt sorunu nasıl çözülür?

Gazetenizdeki söyleşide DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş diyor ki, ’Bugün Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında yeni bir Ortadoğu yaratılmak isteniyor. Bu yaşanan Ortadoğu krizidir. Aslında bizim sorunumuz yok. Bu emperyalizmin bir oyunu...‘ Çok doğru diyor. Bugüne kadar 29 Kürt isyanı oldu diyenler var. Hiçbiri Kürt isyanı değil ki! Birincisi Şeyh Bedirhan isyanı, merkezileşmeye karşı. Şeyh Ubeydullah isyanı, Batılıların tezgâhladığı bir isyan. Şeyh Sait bir Kürt isyanı deniyor. Ama Şeyh Sait kendisi Zaza. Üstelik İslam adına, şeriat adına isyan ettiğini söylüyor... Ben PKK’lıların ve DTP’lilerin bir kısmının Büyük Ortadoğu Projesi’nin ne anlama geldiğini, Ortadoğu ve İslam ülkeleri üzerinde Amerika’nın ve diğer emperyal güçlerin hangi tezgâhları kurmaya başladığını kavradıklarını görüyorum. Bu olumlu bir gelişme.

Siz 2003’te ‘Amerika artık Türkiye’yi stratejik ortak değil stratejik hedef olarak görüyor’ demiştiniz. Ya bugün?

Bakın, Amerika 17 yıldır Kuzey Irak’ı kendi istediği gibi şekillendirmeye çalışıyor. Son savaşa da 500 milyar doların üzerinde para ayırdı. Bölgede güçlü Türkiye onların menfaatlerine aykırı. PKK ise ellerindeki bir koz. Niye bu kozu bıraksınlar ki!

Ama anlaşmaya varıldı, Amerika PKK’yı bitirmek için yardım edecek deniyor...

Amerika sana bu imkanı tanır mı? Soğuk savaş bitti, müttefiklik, NATO, hepsi yeniden değerlendirmeye alındı ve Türkiye gözden çıkartılır bir ülke oldu. Amerika stratejisini ortaya koydu, sana sormadı. Sen Amerika’nın koyduğu stratejiye ortak olayım diye debelenirken, o ’Hayır, seni ihtiyacım olduğu zaman part-time değerlendiririm’ diyor. Şimdi bize ihtiyaç var, yarın yok. İran ve Suriye meselesi olmasa Türkiye’ye bu kadar da taviz vermezlerdi. Amerika’ya, ‘Kurduğun sistemi yık’ diyoruz. Yıkmayacak. Tabii elinden gelirse...

Nasıl?

Ülkemizdeki bu direnç ve birlik süper güçleri de geride bırakır. Şırnak’ta, Hakkari’de, her tarafta, bunun ipuçlarını görüyoruz. Türk milleti, Gürcüsü, Türkü, Kürdü, tümüyle artık şuna inandı; ‘Bizi bölmek istiyorlar. Bizi birbirimizden ayıracaklar.’ Bunu DTP’lilerin içinde de bazılarının anladıklarını düşünüyorum. Selahattin Demirtaş onlardan biri... Aysel Tuğluk onlardan biri... Bazıları ise anlamak istemiyor.

Kürt komşularımıza sahip çıkalım!

DTP kapatılmamalı o zaman?

O ayrı. Demokrasi açışından farklı bir bakış getirebilirsiniz. Ama hukukun üstünlüğü açısından kimse mazur görülemez. DTP, kapatılmasını istemiyorsa kapatılmayacak gibi davranacak.

DTP’nin kapatılması tam da barış derken sorunu derinleştirmez mi?

Hukuki açıdan bu şart.

Peki ne yapılmalı?

Kendi insanımıza daha çok sahip çıkacağız. Sevindirici olan bir şey var. Hiçbir yerde PKK’dan dolayı Türk ve Kürt çatışması olmadı. Zaten 700 bin Kürt ve Türk evliliği var. Herkes bütünleşmiş. Ben bu yaşananların geçeceğini düşünüyorum. Direnmemiz lazım. Kürdü, Türkü, Lazı, Hakkari’den Edirne’ye bütün millet ayağa kalktıysa bunu durdurmaya da gerek yok.

Başbakan’ın açıklamaları aftan yana...

Sonra tam öyle söylemediğini izah etti. Bakın, eve dönüş yasası bile sadece 25 kişinin teslim olmasını sağladı. İçeriden çıkan PKK’lıların büyük bölümü de Kandil’e gitti. Yani ‘af’ diyorsunuz, ‘Meclis’e gelin’ diyorsunuz. Ama Meclis’e gelmenin belli kuralları var. Siz suçluyu, terörün elebaşlığını yapmış insanı Meclis’e getiriyorsunuz. Mahkemelere giderler, cezalarını çekerler. Tabii ki hafifletici cezalar söz konusu olabilir, zaten teslim olana pişmanlık yasası uygulanıyor. Ama bebekleri bile şehit edenler, toplumu acılara boğanlar cezalarını çekmezse bütünleşme olmaz. ‘Ben artık iyi düşünüyorum, affedin!’ olmaz. Yani seni şahsi olarak benim affetmem mümkün olabilir. Ama o şehitlerin yakınları seni nasıl affedecek?

Affedilmezse barış mümkün olabilir mi?

Herkes yaptığına katlanacak. ‘Ben bunu yaptım, pişmanım, cezamı çekeceğim’ diyecek. Yani sen bütün topluma zulmetmişsin. Kürt ve Türk’ün birbiriyle bağını çözmeye çalışmışsın. Ama Allah’a çok şükür ki, bugün Hakkari’de de insanlar ellerine bayraklarını alıp sokağa çıkıyorlar... İdil’de geçen gün 250 genç, 10’u Hristiyan, tıpkı Yozgat’taki gibi halaylarla uğurlandı askere. Şehit olan askerlerimize bakarsanız yarıya yakın Doğulu. Yani Kürt, Türk demeden, Çanakkale Savaşı’nda savaşır gibi teröre karşı bir mücadele var... Üstelik de 30 bin insan ölmüş bu uğurda.

30 bin insan içinde sadece asker yok ama. Büyük bölümü de PKK’lı...

Dağda ölen PKK’lılar da öldükleri andan itibaren bizim şehidimiz. Atatürk nasıl ki Çanakkale’de savaşırken ölen Anzaklar’ın anneleri geldiği zaman, ’Artık onlar bizim de evlatlarımızdır’ diyor. Onun gibi PKK’lıların anne babaları da bizim vatandaşımız. Çocukları kandırılmış, dağa çıkmış. Sonunda da bedelini canlarıyla ödemiş. Onlar artık bizim şehitlerimiz. Biz toplum olarak Hakkari ve Edirne’yi farklı tutamayız! Onların hepsi bizim vatandaşımız. Herkes bunu yüksek sesle söylemeye başlamalı. Ve eğer komşusu Kürtse onu daha çok sahiplenmeli. Çünkü bizim gücümüz şehit verebilmekten geliyor. Amerika’da, 30 asker tabutta gidiyor diye ülkelerine millet ayağa kalkıyor. Biz hâlâ İdil’de bile davul zurnayla yolluyoruz çocuklarımızı askere.

Nazım’a fazla yüklenmişim

Nazım Hikmet’i eleştiren bir kitap yazdınız. ’Nazım Memleket mi?’ diye... Peki sizi etkileyen dizeleri oldu mu?

Ben Nazım Hikmet’in şair yönüyle ilgili bir şey söyleyecek durumda değilim. O farklı bir konu. Onun, ’Dört nala gelip Uzak Asya’dan... Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan... Bu memleket bizim’ diye başlayan meşhur bir şiiri var. Bir de ağaçlar, kardeşler dediği...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür... Ve bir orman gibi kardeşçesine...

Evet, o... Hatta onun Kuvvayi Milliye Destanı çok güzel ama maddi hatalar var içinde. Bunları kitabımda da yazdım. Beni Nazım’dan çok millilik ve gayrimillilik ilgilendiriyor. Ben milli komünistleri, Mustafa Suphi de dahil olumsuz bulmuyorum. Onlar bir alternatiftir. Ama enternasyonele, yani Sovyetler’e çok fazla biat eden, Türkiye’yi ikinci, üçüncü sınıfa atan yapıya karşı olduğum için eleştirdim Nazım’ı. Yoksa ona, NATO’ya girişimiz hakkında söylediklerinden ötürü fazla yüklendiğimi düşünüyorum. Nazım Hikmet’in o dönemde bunu Sovyet ağzıyla söylemesini kabullenemiyorum.

Ne diyor NATO’yla ilgili?

Kore’ye niye gittin? Ey Mehmet, dön evine dön diye şiirleri var...

Haklı mıymış?

Şu anda haklı ama haksızlığı şurada; o dönemde Amerika bizim için tehdit değil, ama Sovyetler tehdit. Boğazları istiyorlar falan... Türkiye de mecbur kalıyor Amerika’ya. Yani ehven-i şer kabul ediliyor Amerika. Onun için de fedakarlık yapması gerekiyor Türkiye’nin; Kore’ye gidiyor. Türkiye açısından bir zaruret gibi bu... Nazım’ın Amerika’ya çatmalarının, eleştirilerinin doğru olduğunu biliyordum da bugün daha iyi anlıyorum.

Askerlerin hatası Evren mantığından kaynaklanıyor...

Artık askerler bile Kürt sorunu konusunda hata yaptık, onları yok saydık diyorlar...

Hayır, askerlerin hatası ondan kaynaklanmıyor. Askerlerin hatası Kenan Evren mantığından kaynaklanıyor. Amerika’nın eski Başkanı Carter diyor ya, ’Bizim çocuklar, iktidarı ele aldı, işe el koydu!’ Evren de öyle düşündü. Bu Amerikan mantığı... Büyük Ortadoğu Projesi’nin ön hazırlıkları bunlar. Düşünün federasyon benzeri şeyleri bugün bile savunabiliyor Kenan Evren. Ne badireler atlatmışız? Diyarbakır’da pek çok işkence yapıldı. O dönemde Kürtçeyi yasaklamanın bir anlamı var mıydı?

Diyarbakır cezaevindeki insanlar kendilerini ziyarete gelen ve tek kelime Türkçe bilmeyen anne babalarıyla bu yüzden yıllarca konuşamadılar...

Öyle. İnsanlar konuşacak. Bu bir lehçedir. Türk milletinin ona bir tepkisi yok ki! Türkiye’nin resmi dili Türkçedir. Onun dışında tabii ki herkes istediği dili konuşabilir. Ama DTP’lilerin istediği gibi Kürtçeyi eğitim dili haline getirmek, dil farklılığını kurumlaştırmak anlamına gelir. İki dilli olduğunuz zaman otomatikman iki milletli olmaya başlarsınız... Ama o dönemin basiretsiz yöneticileri adeta bugünkü zemini hazırladı.

Peki siz o dönemde de böyle mi düşünüyordunuz?

Biz de aynı işkencelerden geçtiğimiz için doğru yapılmadığını görüyorduk. ‘Onlar hain, siz vatanperversiniz’, böyle bir mantık olmaz. Yani orada devlet teröre bir ivme kazandırdı. Onlara bir koz verdi. Zaten sorun vardı, Kürtler birden kitlenme imkanı buldular. Bilinçsiz yöneticiler tarafından zulümler yapıldı. Oysa ben daha çocuk yaşta Genç Ülkücüler Teşkilatı’na girdiğimde, ’Türklerle Kürtler aynı milletin evladıdır’ diyordum. Şimdi de bu fikrimi geliştirerek sürdürüyorum...

Doğrusu aynı milletin değil, aynı ülkenin evladıdır demek olmaz mı?

Hayır. Çünkü milletleşme farklı bir olgudur. İşte Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi, Amerika 250 yılda millet oluyor da, biz nasıl olamıyoruz? Bırakın daha önceki etnik süreçleri, Kürt-Türk ayniliğini, bin yıldır İslam inancıyla yoğrulmuşuz. Üç devlet kurmuşuz; Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti... Üç devlette bir arada olmuşuz. Aynı savaşları, aynı mücadeleleri vermişiz. Bugün hâlâ aynı değiliz diyoruz. Demek ki, bir yanlışlık var.

Herkes hata yaptı

‘Din kardeşliği bir çimentoydu ama artık o da zayıflıyor’ demişti Abdülmelik Fırat...

Zayıflatılmak isteniyor olabilir. Ama hiç de zayıflamadığı anlaşılıyor. Hakkari’de eline Türk bayrağı almış vatandaşımız, ’Aynı Kuran’a, aynı dine, aynı Allah’a inanıyoruz. Biz ayrı değiliz!’ diyor. Demek ki yapacağımız şey, buluştuğumuz ortak noktaları geliştirmek ve bu konuda eksiklerimiz varsa gidermek olmalı.

Askerlere dönersek...

Ben de hata yaptıklarını kabul ediyorum. Ama sadece onlar değil herkes hata yaptı. Mesela Türk devleti 1990’dan itibaren Kuzey Irak’taki oluşuma katkıda bulunmadı mı? 5 bin peşmergeyi biz eğitmedik mi? PKK’yla mücadele edecek diye... Pasaportlarını biz vermedik mi? Hatta birbirleriyle kanlı bıçaklı olan Talabani ve Barzani’yi biz barıştırmadık mı? Onların milli birlik ve bütünlüğüne hizmet etmedik mi? Onlara günde 1 milyon dolarlık bir sınır ticaretiyle imkan tanımadık mı? Bu hata değil mi? Amerika’nın etkisinde kalan insanlar kanalıyla oldu bu. İçinde askerler de olabilir. Ama bütün bu gerçeklerden sonra ordumuz çok tecrübelendi. 23 yıllık bir hata var ama sonuçta o hatalardan ciddi ders almış bir Türk ordusu var. Bugün orduya Kuzey Irak’a girme müsaadesi verildi aslında. Girmeyip, hazırlık yapıyorlarsa eğer, bu hata yapma endişesinden ve işin sonucunu çok iyi hesaplamalarından kaynaklanıyor. -BİTTİ-

Röportaj: Mine Şenocaklı

vatan

Bu haber 8,610 kez okundu.

Amerikalı askerlerden Nazi pozu09 Şubat 2012 23:18
Afganistan'da görev yapan bir grup Amerikalı askerin, Nazi sembolü ''SS'' yazılı bir bayrağın önünde fotoğraf çektirdikleri ortaya çıktı.
Erdoğan-Fidan görüşmesi sona erdi09 Şubat 2012 22:27
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı kabul etti.
Kocaoğlu, İzmir'in borcu için söz verdi09 Şubat 2012 22:15
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, ''Bu sene itibarıyla bir aksilik olmazsa Hazine borçlarımızı sıfırlıyoruz'' dedi.
Ankara'da korsan kitap baskını09 Şubat 2012 21:48
Ankara'da düzenlenen operasyonda 3 bin 790 korsan kitap ele geçirildi.
Tahkim'den Trabzonspor'a kötü haber09 Şubat 2012 21:36
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından Trabzonspor'a verilen 70 bin lira para cezasına yapılan itirazı reddetti.
Ege bölgesi için zirai don uyarısı09 Şubat 2012 21:24
Ege bölgesinin kıyı kesimlerinde hafif, iç ve yükseklerinde orta kuvvette zirai don olayı bekleniyor.
Şimşek'ten ihtiyaç maddelerine düşük vergi sözü09 Şubat 2012 20:45
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, peyderpey, imkanlar oldukça vergide adalet boyutunu göz önüne alarak temel gıda ihtiyaçlarının çok düşük oranlarda vergiyle karşılanmasını istediklerini kaydetti.
Rasmussen: Türkiye'ye ihtiyacımız var09 Şubat 2012 20:21
NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, NATO'da İttifak içinde Türkiye'nin sesine ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Öneş: Bu ancak Patagonya'da olur09 Şubat 2012 20:07
Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş: MİT Müsteşarı Fidan'ın, Başbakanın'ın, Başbakan Yardımcısı'nın, Başsavcı'nın haberi olmadan ifadeye çağrılmasına tepkisi sert oldu.
Sınırları aşan zafer kutlaması09 Şubat 2012 19:41
Erzurum'un düşman işgalinden kurtarılışının 94 yıl dönümü, ilk kez İran'ın Tebriz kentinde düzenlenecek törenlerle kutlanacak
Yıldırım'dan 'Haydarpaşa' açıklaması09 Şubat 2012 19:24
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım Pamukova kazası ile ilgili verilen mahkeme kararı ile ilgili konuştu
Cumhurbaşkanı Gül valilere yemek verdi09 Şubat 2012 19:12
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, valileri bulundukları ilin ''orkestra şefi'' olarak niteledi ve güzel bir iklim, harmoni oluşturulması halinde illerde çok büyük sinerjiler ortaya çıkacağını söyledi
"Mescid-i Aksa’nın etrafını çembere alıyor"09 Şubat 2012 18:07
Kudüs ve Civarındaki Osmanlı Eserlerini Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Demirci, Kudüs’te devam eden işgalci İsrail’in yıkım faaliyetlerinin gittikçe arttığını söyledi
1. Ordu'dan İstanbul Emniyetine ziyaret09 Şubat 2012 17:28
Orgeneral Yalçın Ataman, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'ı ziyaret etti
"Türkiye Arap Dünyasında en üstte"09 Şubat 2012 17:15
Jerusalem Post, Türkiye'nin Arap dünyasında en üstte olduğunu, Arapların Türkiye'yi şampiyon gibi gördüklerini belirtti
'Fidan'a yapılan hareket iktidara yapıldı'09 Şubat 2012 17:02
HAS Parti Genel Başkanı Kurtulmuş: "Müsteşara yapılan hareket aslında sivil iktidara ve siyasete yapılmış yargısal müdahaledir'' dedi
Kılıçdaroğlu'ndan çarpıcı itiraflar!09 Şubat 2012 16:56
Kılıçdaroğlu, Atatürk'ü Koruma Kanunu'na gerek olmadığına dikkat çekerek Sabahattin Ali'yi CHP'nin öldürttüğünü söyledi
MİT'ten görevsizlik ve yetkisizlik itirazı09 Şubat 2012 16:48
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, savcılığın ifade alma davetine cevap olarak Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı'ndan bir yazı gönderildiğini, bu yazıda görev ve yetki açısından itirazda bulunulduğunu belirtti.
'Bana dava yanlışlıkla açılmıştır'09 Şubat 2012 16:23
Doğan ve kızı Vasfiye Hanzade Doğan Boyner'in de aralarında bulunduğu 3 sanığın, 'Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet ettikleri' iddiasıyla yargılanmalarına devam edildi
Evren ve Şahinkaya'ya red09 Şubat 2012 16:10
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya'ya mahkemeden kötü haber
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı