Kaset!

Kaset!
Ergün Diler, Deniz Baykal için ne zaman düğmeye basıldığını ve Sarıgül’ün ne zaman ve kimler tarafından partinin başına getirilmek istendiğini yazdı.

Takvim gazetesi genel yayın yönetmeni Ergün Diler, bugünkü köşe yazısında Deniz Baykal’ın Mustafa Sarıgü’e karşı olmasının arkasında yatanları kaleme aldı.

İşte Diler’in çarpıcı analizi:

Deniz Baykal'ın kasetle götürülmesi yine gündemde!

Kim götürdü?

Neden götürdü?

Amaç neydi?

CHP ne olacaktı?

Kim gelecekti?

Soru çok!

Sarıgül'ü CHP'ye getirecek olanların Baykal'ı kasetle götürdüğü artık herkesin dilinde... Peki, bu korku filmi gibi operasyon nasıl gerçekleşti! Türkiye Cumhuriyeti buna nasıl karşı koyamadı!

Sorun buradaydı!

Eski Türkiye'nin alışkanlıkları hala canlıydı! Darbeyle yapamadığını, ekonomik krizle götüremediğini, kasetle bitiriyordu! Yeni masanın tüm temsilcileri, yani MİLLİ olan kim varsa, hedefe konuluyordu!

Bakın daha önce de yazdım!

İdeolojiler ile SİYASET birbirinden farklıdır! Erdoğan ve Baykal iki zıt kutupta olsa da ülkenin rotası konusunda hemfikirdiler! Söylenmese de BÜYÜK TÜRKİYE konusunda aynı paydada buluşurlardı!

Zaten Erdoğan'ın yasaklı oluşuna itiraz eden, gereğini yapıp Erdoğan'ı Meclis'e çeken Baykal'dır! Uluslararası DENGE bunu gerektirdiği için işlem tamamlanmıştır! Sonuçta bir adada yaşamıyoruz! Etrafımızda onlarca DENGE var! Erdoğan ile Baykal aynı dengeye inanan insanlardı! Farklılıklar olmakla birlikte büyük fotoğrafa aynı şekilde bakarlardı! Erdoğan'ı, yani seçim kazanmış bir partinin liderini, tutup içeri çeken BAYKAL, 3 yıl sonra NEDENSE CHP geleneğine yakın olan Mustafa Sarıgül'ü kurultayda yerle bir ediyordu!

Sarıgül hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündeme getiren Baykal tepki karşısında "Senin gırtlağın yetmez! Otur yerine!" sözleriyle adeta bir çocuğu azarlar gibi rakibine sesleniyordu! Hatta daha da ileri giderek "Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı" diyerek resmen Sarıgül'ü hedefe koyuyordu!

Kurultaydan zaferle çıkan Baykal, çok kimsenin dikkat çekmediği belki de anlamını bilmediği için çözemediği şu sözleri söylüyordu:

Siz sadece beni seçmediniz!

CHP'yi dışarıdan yönetmek isteyenlere 'DUR ORADA!'" dediniz...

Yıların siyasetçisi bir şey söylüyordu!

Diyordu ki: "Ey Mustafa Sarıgül! Seni karşıma çıkaran Kraliçe'nin adamları burada sonuç alamaz!

Beni oyla geçemez ve partiyi ele geçiremezsiniz!

Ben senin kimlerle oturup kalktığını biliyorum. Türk ve yabancı destekçilerinle beni yenemediniz! Sizi kolunuzdan tutup dışarı attım!"

İşte Baykal için karar o an verilmişti aslında!

Baykal'ın gitmesi gerekiyordu! İstanbul dükalığının gönderdiği Sarıgül bunu başaramamıştı! Ancak işlem sürüyordu!

OY'la gitmeyen Baykal kasetle gidiyordu! Kemal Kılıçdaroğlu'nun gelmesiyle CHP bambaşka bir parti oluyordu!

Yeni strateji bölgeye seslenmek, Şiiler üzerinde politika yapmak, kağıt üzerinde de olsa Kürtler'e şirin gözükmekti!

Amaç KÜRT oylarını alıp KRALİÇE'nin göstereceği bir adayı Köşk seçimlerinde tam olarak desteklemekti! Kemal Bey bilmese de geliş sebebi buydu! Artık CHP de diğer odaklar gibi sadece Erdoğan karşıtlığı üzerine siyaset yapacaktı!

Yeni denklem buydu! MHP de bu konuda CHP'den geri durmuyordu!

Erdoğan karşıtlığı, Kürtler'e yeşil ışık yakan CHP ile MHP'yi bir araya getirebiliyordu! Ama Erdoğan samimi olarak Kürtler'i kucaklamak istediğinde ikisi birden "HAYIR!" diye haykırıyordu!

Günahlarını almak istemem!

Ama bu politika İNGİLİZ politikasıdır!

Kraliçe ve içerideki adamlarının siyasetidir!

Amaç Türk'ü ikinci plana atıp devleti perde arkasından bir başkasına devretmektir!

Kemal Bey biliyor mu bilemem ama KASETİ vizyona sokanlar günü geldiğinde kendisini oradan alacaklardır!

Bu kural hiç şaşmaz!

Zaten kum saati akmaya başladı!

Geceleri varoşları gezip taksicilerle sohbet eden SARIGÜL etrafına "Beni halk getirecek!" diyor! Olabilir!

Siyasetçinin umudu vardır! Ama konuştuğu insanlara, arkasındaki güçlerden, KASET olayının gerçek öyküsünden ve BARONLARIN aldığı yeni kararlardan sözettiğini hiç sanmıyorum!

Kim bilir, belki o da bilmiyordur!

İstanbul'u aldıklarında Erdoğan'ın çok dayanamayacağı hesap ediliyor!

İstanbul gelirse BİZANS oyunları arka arkaya patlayacak! Planları bu!

Kasetle giden Baykal, kurultayda üzerinden geçtiği Sarıgül'e çok sonra yenilecekti! KASETİ kullananların hesabı böylesine genişti!

BARONLARIN seçimden başka şansı kalmadı!

İlk kez bileklerinin gücüyle meydana çıkacaklar!

Önlerinde Sarıgül!

Bakalım CHP, yani sık sık söylendiği gibi ATATÜRK'ün partisi olan CHP, Kraliçe ve adamlarına geçit verecek mi? "Gerçeği kaç kişi görecek?" diye çok merak ediyorum..

Çok saygı duyduğum bir dostum "Sakın siyasetçileri pek fazla önemseme! Çoğu burnunun dibini bile görmekten acizdir!" derdi!

İdeolojik olarak dışarıdan çok fazla etkilenen CHP, Baykal'ın hesabını görecek mi görmeyecek mi? Konu bu!

Boğaz'daki BARONLARIN yönettiği bir parti olup olmadıkları yakında ortaya çıkacak!

Biraz Deniz Baykal işine kafa yorsalar iyi olur!

Yoksa Kemal Bey de gittiğinde iki problemin içinden çıkamazlar!

Ucuz siyaseti bırakıp AKLI devreye sokmakta geç kalmasınlar! Malum son pişmanlık fayda etmiyor!

NOT: Bilenler bilir! CHP'ye hiç uzaklığım yoktur! Derdim Türkiye'yi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların TÜRK olmasıdır! Sadece nüfus kağıdında değil tabii...

Kaynak:
YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!