... ve Mağribli çocuklar Paris’i yakıyor!

... ve Mağribli çocuklar Paris’i yakıyor!
Her şey bir rüzgâra bakıyor abi
Bakma esrar çekip mayıştıklarına
Bir gün var ya bu Mağribli çocuklar
Bir gün yakacaklar Paris’i
İşte Hakan Albayrak'ın İlginç yazısı....

1996’da mıydı, 1997’de mi, tam hatırlamıyorum;. Üstad Asaf Hüseyin için şöyle bir şiir yazdım:

Her şey bir rüzgâra bakıyor abi
Bakma esrar çekip mayıştıklarına
Bir gün var ya bu Mağribli çocuklar
Bir gün yakacaklar Paris’i

Bu şiir o zaman Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı ve herkes “Ne iş?” diye sordu. Makul bir izahta bulunamadım, çünkü sezgilerimden başka referansım yoktu.

Aradan zaman geçti. 1998 yılı sonbaharına gelindi. Fransa’nın Toulouse şehrinde bir ayaklanma çıktı. Mağribli (Faslı, Tunuslu, Cezayirli) gençler şehri ateşe verdi. 2000 yılının Nisan ayında da Mağrib ateşi Lille şehrini yaktı. 24 Nisan 2000 tarihinde bu köşede “Toulouse, Lille... Paris?” başlıklı bir yazı yazdım. Bir daha okuyalım mı?

*
15 Nisan’ı 16 Nisan’a bağlayan geceydi.
Saatler 00:28’i gösterirken şehrin güneyinden bir silah sesi yükseldi.

Polis memuru Stephane Antolinas, bir şüpheliyi boynundan vurmuştu.

Araba hırsızı olduğu iddia edilen maktül, 25 yaşındaki Riyad Hamlavi idi; bir Cezayirli.

Savcılık olayın düpedüz cinayet olduğuna hükmetti.

Yakın mesafeden öldürmek niyetiyle ateş ettiği anlaşılan memur Antolinas gözlem altına alındı.

Bu tedbir, şehrin Mağribli gençlerini sakinleştirmeye yetmedi.

Riyad’ın intikamını almak için sokağa döküldüler.

“Katil Polis” kuvvetlerine molotof kokteylleriyle saldırdılar.

O polisler ki, daha birkaç gün önce Cezayirli bir kıza “Pis Arap” diye hakaret etmişlerdi.

O polisler ki, daha birkaç gün önce bir grup Cezayirli gençle çatışırken “Savaş mı istiyorsunuz? İstediğiniz olacak” demişlerdi.

Bunlar kayıtlara geçmişti.

Mağrib’in çocukları bilenmiş halde bekliyorlardı.

Riyad’a sıkılan kurşun, bardağı taşıran damla oldu.

Asfaltlar, kaldırımlar, dükkanlar, otomobiller ateşe verildi.

Lille şehri, 15-17 yaşlarında binlerce Mağribli gencin öfkesiyle sarsıldı.

Yüzyılların ötesinden büyüyerek gelen bir öfkeydi bu; emperyalist Fransa’ya duyulan kinin bilinç altından çıkıp sokağa taşmasıydı.

Birbuçuk yıl önce Toulouse’u yakan çocuklar şimdi Lille’i yakıyorlardı; Paris’e doğru ilerliyordu Mağrib ateşi.

Chris de Burgh’ün eski bir şarkısı çalınıyordu sanki:

“Uyanın çocuklar, pencerede bir ışık gördüm / ... / Sokaktan sesler geliyor, koşar adım yürüyor birileri / Ve hepsi aynı kelimeyi fısıldıyor: Devrim...”

Esas depremi müjdeleyen öncü sarsıntılardır Toulouse ve Lille.

Mağrib’in “âh”ı Fransa’dan âheste âheste çıkacaktır.

En sevdiğim Frenkçe kelime: RÖVANŞ! (Millî Gazete, 24 Nisan 2000)

*
Yıl 2005, aylardan Kasım. Ve Mağribli çocuklar Paris’i yakıyor...

Toulouse, Marsilya ve başka şehirlerde de alevler yükseliyor..Otomobiller yakılıyor, devlet binaları kundaklanıyor, Mağrib ateşi bütün Fransa’ya yayılıyor. Paris’in bir kenar mahallesinde polisten kaçarken sığındıkları elektrik trafosunda yanıp kül olan iki çocuğun dramı, Fransa’nın üstüne bir kâbus gibi çöktü.

Cumhurbaşkanı Chirac’ın açıklamalarından anladığımız kadarıyla Fransa yönetimi bu isyan dalgasını “Cumhuriyet’e bir meydan okuma” olarak görüyor. Le Monde gazetesi “1968 olaylarının yeniden yaşanabileceğini” yazıyor. Bu arada Almanlar da gardlarını alıyorlar, ateş Almanya’ya sıçrayabilir diye.

Gelişmeleri nasıl değerlendirmeliyiz?

Perşembe günü bu köşede buluşalım, konuşalım.

Kaynak: haber10
YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!