Erdoğan: Futbol gibi siyaset de takım oyunudur

Erdoğan: Futbol gibi siyaset de takım oyunudur
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Futbol gibi siyaset de takım oyunudur. Sağlam bir kadro gerektirir" dedi.
Son güncelleme: 21.03.2017 / 06:15:07

Kulüpler Birliği ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ortaklığında bu yıl ikincisi düzenlenen Futbol Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla Haliç Kongre Merkezi'nde başladı.

Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ankara'da 19 Mayıs'ı yıkıyoruz. Yerine 35-40 bin seyirci kapasiteli stadyum yapmayı planladık. Proje çalışmaları bitti" diyerek müjdeyi verdi.

Öte yandan Erdoğan, "Spor gibi siyasetin de özü rekabettir, yarıştır. Bu yarışın ilk aşaması sandıktan galip çıkmak için, ikinci aşaması ise sorumluluk üstlendikten sonra millete hizmet götürmektir. Futbol gibi siyaset de takım oyunudur. Sağlam bir kadro gerektirir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

Futbol dünyasının kıymetli temsilcileri, değerli sporcular sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. İkinci Futbol Zirvesi'nin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Katkı sağlayan tüm herkese teşekkür ediyorum. Sunumlarıyla zirveye katkı sunacak herkese teşekkür ediyorum. Türk futbolunun daha iyi ileri gitmesi için Kulüpler Birliği'nin gösterdiği ilgiyi yakından takip ediyorum.

Sporun özellikle futbolun kaynaştıran, farklı kimlikleri ve hikayeleri bir araya getirdiğini çok iyi biliyoruz. Futbol çok farklı anlamlara sahiptir. Rekabetin yanında fedakarlık, centilmenlik vardır. Yöneticinden, teknik kadroya varıncayağa kadar tribünlere aynı heyecanı verecektir. Hakem bitiş düdüğünü çalana kadar ümitsizliğe asla yer yoktur. Dünya takımlarının asla pes etmeyerek, rövanşlarda aldığı zaferleri hep beraber gördük.

"LEFTER'İ BÖYLE HATIRLIYORUZ"

Öyle futbolcular vardır ki biz onları sadece yetenekleri, golleriyle değil aynı zamanda dürüstlükleri, tevazu, yetenek ve takım arkadaşlarıyla olan örnek ilişkileriyle tanınırız. Kaleci Lastik Ömer'in nitelemesiyle, "Gözlerle bile yakalaması mümkün olmayan Metin Oktay"ı böyle hatırlıyoruz. Fenerbahçe'de futbolun ordinaryüsü denilen Lefter'i böyle hatırlıyoruz.

Tek başına bir takım denebilecek Baba Hakkı'yı böyle hatırlıyoruz. Futbola bağrından çıktığı şehre, tutkuyla bağlandığı takımın renklerin ömrünü vakfetmiş Dozer Cemil'i böyle hatırlıyoruz. Pele, Ronaldo, Hagi'yi böyle hatırlıyoruz.

"KURTULUŞ UMUDU OLAN BİR OYUN"

Afrika çöllerinden, Brezilya gecekondularına kadar dünyanın her yerinde itilip kakılan kenar mahalle çocuklarının kurtuluş umudu olan bir oyundan söz ediyoruz. Bu aynı zamanda bizim çocukluğumuzun da hikayesidir. Mahalle arasında yazın toz toprak, kışın çamur içinde tüm çocuklar için futbol parlak bir geleceğe çıkan yolun adıdır.

"NEREDEN NEREYE..."

Bugün Beşiktaş'ın Vodafone'nu düşünüyorum bir de Şeref Stadı'nı düşünüyorum. Bir Fenerbahçe'nin şu anki stadyumunu düşünüyorum, bir de Dereağzı'ndaki yeri düşünüyorum. Nereden nereye?

"SPOR GİBİ SİYASETİN ÖZÜ DE YARIŞTIR"

Çocukluk dönemlerinden itibaren futbola gönül vermiş gençlik yıllarında top koşturmuş bir kardeşiniz olarak bir insana neler kazandırabileceğini çok iyi biliyorum. Bu oyunun bana kazandırdığı tüm kazanımlardan çok istifade ettim. Siyasetin temelde futbolla birçok yönü olduğuna inanıyorum. Spor gibi siyasetin de özü rekabettir, yarıştır. Bu yarışın ilk aşaması sandıktan galip çıkmak için, ikinci aşaması ise sorumluluk üstlendikten sonra millete hizmet götürmektir.

Futbol gibi siyaset de takım oyunudur. Sağlam bir kadro gerektir. Taktiği ve stratejisi olmayan bir takımın kupayı kaldırma şansı yoktur, millete sözü olmayan siyasilerin başarı şansı yoktur. Futbolun da bir inadı vardır. Sporun içine şiddet ve saldırganlık girince centilmenlik ruhu nasıl kayboluyorsa siyasetin içine yalan, iftira ve çarpıtma girince aynı sonuç ortaya çıkıyor.

"BUNLARIN JUBİLE ZAMANI GELDİ AMA HALA DİRENİYORLAR"

Son anayasa değişikliğinde olduğu gibi hala nasıl futbolun, inşallah onlardan kurtuluyoruz, holiganlar varsa hala holigan siyasetiyle sonuç almaya çalışanları da görüyoruz. Hala şikeden, hileden çekinmiyorlar. Anayasa değişikliğinin Meclis'in kapatılacağından, ülkenin bölüneceğine kadar akla hayale sığmayacak yalanlar ortaya konuyor. Böyle bir şey asla yoktur.

Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi yoktur. İktidarı şikeyle elde edeceğin izannedenler millet tarafından her zaman engellenmiştir. Şimdi 18 yaşında parlamentoya girmenin önünü açıyoruz. Bu ne demektir, genç, dinamik, ilim irfan sahibi bir gençlik parlamentomuzda yer alacaktır. Gençlerden korkan bir bir anlayış olabilir. Aslında bunların jubile zamanı gelmiş ama hala direniyorlar. Onun için çıktıkları her maçta yeniliyorlar. Daha önce 7 maçta yenilmişlerdi inşallah 16 Nisan'da sekizinci defa yenileceklerdir.

STAT MÜJDESİ

Ankara'da 19 Mayıs'ı yıkıyoruz. Yerine 35-40 bin seyirci kapasiteli stadyum yapmayı planladık. Proje çalışmaları bitti.

YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!